İrfan SETENCİ

İrfan SETENCİ

İrfan SETENCİ

HAS ODA

06 Şubat 2021 - 14:45 - Güncelleme: 06 Şubat 2021 - 14:53

Has Oda
Gönül erbabının sevdiğine has döşediği bir odası vardır. Kapısı gıcırdamaz, uzanan elin incinmeyeceği tutamağı vardır. O kapıya gelen güler yüzle karşılanır. O kapıyı bilmek, bileni yüceltir; içeri giren yüceliği bilir. Yerlere döşenmiş el emeği göz nuru nadide halıları, misafirini rahat ettireceği köşe yastıkları, elleriyle kabartıp düzelttiği yün minderleri vardır. Bu odada her şey sahibini anlatır; "o bana dokundu, sen gör diye buraya astı, sen seversin diye göz önüne kondum" derler. Daha söze başlamadan gönül alınır, göz göze gelmeden huzura erilir. Eller tutuşmadan gönüller tutuşur.
Kulun kula ikramı olduğu gibi Allah'ın da has kullarına ikramı vardır. Has odada muhabbet başlarken sema kapıları açılır. Bir adım attığında bin fersah uçulup miraç merdivenlerine ayak basılır. Bu has odanın kapısı önünde seccade serilidir, bu oda namazdır.
Bu has oda hazır beklerken, bir de kapı önlerinde eğleşen, eşiklerde tüneyen, oflaya puflaya koridorları arşınlayan seyip misafirler vardır. Kendilerine gelen davete gitmemek için içleri darala-sıkıla mızırdanırlar. Daha önemli işleri mi vardır, önem denen kavramın önemini mi yitirmişlerdir bilinmez. Keşke bu oda olmasa mıydı, keşke bunu bilmese miydi, keşke daveti duymasa mıydı; ya da keşke şeytana uymasa mıydı? Şeytana uyduktan sonra mı işin bereketi kaçtı; heves uçtu; ya da Allah sevgisi kalbi terk mi etti? Yoksa halen şeytanın daveti mi önceliğini koruyor? Nasıl olsa has oda yerli yerinde duruyor, kaçan odaların kapısını tutabilmek ve içinden ne mel'anet çıkacağını bilmeden açmanın maceraperestliğinde yaşamak mı cazip geliyor? Halbuki o maceralardan en haz verici olanı, has odanın eşiğinin tozu bile olamaz ve seyip misafir günahın tozunu soluya soluya, uzaklaşıp gittiği yerden geri dönüp baktığında has odaya varacak takati ve önünde duracak yüzü bulabilecek midir?
İnsanları has odaya varmaktan uzak tutan bahanelerden biri de has odanın kapısındaki seccadede tüneyip de içeri girmeyen namaz müdavimleridir; kıldığı namaz kendisini kötülükten alıkoymayan günahkârlar. İçeri girmedikleri için has odanın ruhu şâd eden havası gönlünden taşıp gözlerinden akmayan, isli kara nefisleriyle hayaletleşen müslümanlar insanları namazdan soğutmaktadır; bu doğru.
Fakat soğunması gereken namaz değil onlar gibi olmaktır. Çamura düşen altından soğuyor muyuz? Yıkayıp paklayıp faydalı tarafını gözetiyoruz. Bahane bulmayı bırakıp namazın da faydasını gözetip o kapının önündeki seccadeye baş koyup, onlar gibi olmadan o kapıyı açmak ve içeri girmek gerekir.
Kötü örnekler üzerinden kendimizi kandırmak şeytana yardım etmek değil midir? Yoksa bu muhasebelerden kaçmak ya da bile-bile yanlış hesaplar yapmak şeytanın büyüsüne tükürmemek için midir? Nefsin günaha meyli, şeytanın davetinden çok mu memnun olmuştur?
Şeytanın davetlerinde ömür tüketmek için can atarken, attığı canın bedenine iade edileceği gün nasıl hesap verecektir? Namaza başlamadığı için işlediği günahlardan ve günah işlediği için başlayamadığı namazından hesap sorulunca ne diyecektir? Günahtan alıkoyan namaza başlamış olsaydı yol alabileceği farklı bir istikbal vardı. Has odaya girdikten sonra hayatı değişecekti. O istikbale hiç varamamanın, dünyada boşa yaşamışlık olduğunu ve geri dönüşü olmayan bir hayatı kaybettiğini mahşerde anlamak akıllı bir adama yakışır mı? O akıl cehennem ateşiyle çıldırınca kaçtığı muhasebeleri hatırlamaz mı?
İş buraya varmasın. Aynada sevdiğin yüzüne ateşler dokunmasın. Gözlerinin ışıltısı cennet nimetleriyle parıldasın.
Bu nasihatimiz din kardeşimizin burnuna kaçan bir toz zerreciği gibi olsun, dilerim ki buruşan yüzün hapşuruğu tövbesi olsun. Yüzü güzelleşsin, bağrı ferahlansın ve bismillah diyerek kalksın abdestini alsın; has odanın önünde kılsın da namazını, Rabbine el açıp yalvarsın:
"Ya Rabbî! Kapına geldim. Sen tövbe edenin tövbesini kabul edersin, kulunu kapından geri çevirmezsin; benim tövbemi de kabul et. Ben bu kapıdan içeri girmeye and ettim; has odanın misafiri olmaya azmettim. Bu kapıyı bana aç ki mümin kullarına bol olan lütfun ve ihsanınla benim de gönlüm huzur bulsun. Sahte mutluluklar peşinde koşup durmasın. Secdelerim miracım olsun, sevdiğin kullarından eyle beni." (Âmin)
KALİTELİ MÜMİN KİTABIMDAN
 

Bu yazı 303 defa okunmuştur.