KISSALARDA BEN KİMİM?
Peygamberlerin Aynasında Kendini Tanıma Yolculuğu
Tanıdığın Kendinle Bak
Yaşadın ya sen... Yıllarca ne çeşit hâllerden geçtin: olaylara bakışın, duyguların, aklınla kavrayışın, Ne zaman nasıl davranacağını tarttın, sonuçlarını gördün. Kendini tanıdın bir nebze.
Şimdi al o tanıdığın seni, geçmişin derinliklerinde gezindir. Âdem aleyhisselamın oğlu ya da kızı ol mesela. Nuh’un karısı ol, istersen o asi oğlu ol. İbrahim'in babası ol, Musa'nın annesi. Sonra onların evladı ol tekrar.
Geç sokaklara, Mekke'de yürü. Ol Ebu Talip. Muhammed aleyhisselam'ı koru ama iman etme. Ya da Ebu Süfyan olarak doğ, geç saflara sonradan katıl. Anan seni Ebu Cehil olarak doğursun; inatla dur hakikatin karşısında.
Nasıl davranırsın? Düşün.
Musa sana gelsin, “Rabbim Allah’tır,” desin. Desin ki: “Sen azdın Firavun, tövbe et.” Ama senin baban Firavun, hükümdarlık sana kalmış. Ne yaparsın?
İbrahim gelsin, putları kırsın. Baltayı en büyük ilahınızın boynuna assın. İfade için çağır, sonra seni küçümsesin. İlahlığını yerle bir etsin. Gazaba mı gelirsin, yoksa iman mı edersin?
Bir Nemrut gibi düşün şimdi. Ama sonra sor kendine: Vazgeçer miydin Nemrutluktan?
Tanı kendini. Ya da tanıdığın kendinle bir daha bak bütün bu olaylara.
Yusuf’un Kıssasında Sen Neredesin?
Bir düşün…
Sen Yusuf’un kardeşlerinden birisin.
Kıskançlık içini kemiriyor.
Babana karşı kırgınsın, sevgide adaletsizlik hissediyorsun.
Kuyuya mı atarsın kardeşini?
Yoksa diğerlerine karşı çıkıp onu korur musun?
Veya düşün ki,
Mısır’da vezirsin.
Karşına gelen Yusuf, iffetle yüzünü çeviriyor senden.
Sen Züleyha olsaydın, ne yapardın?
İtiraf mı ederdin gerçeği, yoksa gururuna mı yedirmezdin?
Zindandasın şimdi.
Haksız yere atılmışsın.
Kırılır mısın Allah’a, yoksa sabırla bekler misin Yusuf gibi?
Sonra zaman geçer.
Yıllar sonra, kardeşlerin gelir önüne.
Sen Yusuf’sun şimdi.
İntikam mı alırsın, yoksa affeder misin?
Şuayb Geldiğinde, Tartı Eksiğini Sen Tamamlar Mıydın?
Şuayb aleyhisselam gelmiş.
Sana diyor ki:
"Ölçüyü doğru yap. Tartıyı eksik tutma. Hile yapma."
Dürüstlükle imtihan ediliyorsun.
Sen o pazar yerindesin şimdi.
Bir elin terazide, bir elin vicdanında.
Ne yaparsın?
Rızkı veren Allah diyebilir misin, yoksa “birkaç gramdan ne olur” mu dersin?
Ya da halktan biri ol.
Şuayb’a karşı alay edilsin meydanda.
Sen de güler misin, yoksa susar mısın?
Lut’un Kavminde Misin? Yoksa Kalbi Yananlardan mı?
Şimdi Lut’un şehri önünde.
Ahlak yıkılmış, hayasızlık kol geziyor.
Sen de o kavimdensin.
Gözler alışmış, kalp duymaz olmuş.
Bu çürümüşlüğü normal mi karşılarsın, yoksa Lut gibi “artık yeter” mi dersin?
Evine melek suretinde gelen misafirleri alırlar mı elinden?
Direnir misin kalabalığa, yoksa sessizce çekilir misin kenara?
Yoksa sen Lut’un karısı mısın?
Evinde peygamber var ama kalbin o kavme meyletmiş.
İçin nereye bağlı, akıbetin nerede?
İsa’nın Yanında mıydın, Yoksa Çarmıha Gönderenlerden mi?
Bir düşün.
İsa Mesih geliyor.
Diyor ki:
“Size Tevrat’ı tasdik için geldim. Kalplerinize merhameti, gözlerinize nuru getirdim.”
Sen o dönemde Yahudisin belki.
Ona "mesih" diyebiliyor musun, yoksa "büyücü" mü dersin?
Yahut havarilerden biri olsan…
Yüreğinle sadakatle mi yürürdün onunla,
Yoksa bir menfaat uğruna satıp sırt mı çevirirdin?
Annesi Meryem’sin belki.
İftiraya uğramışsın.
Bir tek Allah’a güvenin kalmış.
Sen susar mısın o an? Teslim olur musun kaderine?
Davud’un Kudretinde Bir Nefis Var mı Sende?
Kral oldun. Hem hükümdarsın, hem peygamber.
Orduların var, halkın seni seviyor. Ama nefsin de var.
Bir gün bir kadın görüyorsun. Kalbin kayıyor. Ne yaparsın? Davud gibi secdeye kapanır mısın hatanı fark edince? Yoksa gücüne güvenip hakikati örtmeye mi çalışırsın?
Ve sana bir dava gelir: Bir adamın doksan dokuz koyunu var, bir diğeri tekine sahip. Güçlü olan zayıfınkini de ister. Sen hakem olacaksın. Adalet terazisini tutabilir misin? Yoksa kalbin kayar mı bir tarafa?
Süleyman’ın Saltanatı Elinde Olsa Ne Yaparsın?
Rüzgar senin emrinde. Cinler, kuşlar, hayvanlar senin dilinden anlıyor. Zenginlik, kudret, hikmet… hepsi sende. Ama nefsin yine de seninle.
Yıkılır mı tevazun bu kadar nimetle? Yoksa Süleyman gibi mi dersin: “Bu Rabbimin bir lütfudur; beni denemek için…”
Kimi hükümdarlar kibirle tahtına kurulur, Ama sen tahtına secdeyle mi çıkarsın? Sana Sebe Melikesi geliyor. Ona hileyle değil, hikmetle mi yaklaşırsın?
Muhammed Geldiğinde Sen Neredeydin?
Şimdi son peygamber geliyor. Yüzünde nur, dilinde hakikat. Sana diyor ki: “Lâ ilâhe illallah.”
Sen neredesin? Dar’ul Erkam’da ilk iman edenlerden misin? Yoksa Bedir’e karşı gelenlerden mi?
Taşlanırken Taif’te yanında mısın, Yoksa uzaktan “kendisi de çok ileri gitti” mi dersin?
Hudeybiye’de “Neden teslim oluyoruz?” diyen misin, Yoksa Hira’da “Oku” emrini ilk işitenlerden mi?
Ona gelen ayetleri duyduğunda, Secdeye kapanır mısın? Yoksa "Bu bir beşer sözü" deyip alay edenlerden mi olursun?
Bir düşün: Veda hutbesinde dinlerken onun son sözlerini, Kalbin ağlar mı yoksa hâlâ şüphe mi var içinde?
Ve Şimdi... Tüme Varan Bir Bakışla
Ey insan, Tüm bu kıssalarda bir yerin var. Kimi zaman Yusuf’un kardeşisin, kimi zaman Züleyha. Bazen Firavun’sun, bazen Musa. Bir gün Süleyman gibi hikmet sahibisin, Bir gün Nemrut gibi ilahlık taslarsın.
Her peygamber bir ayna, Ve her ayna seni sana gösterir. Kime benziyorsun? Kime dönüşmektesin?
Kıssalar birer hikâye değil, Birer imtihan sahnesidir. Senin içindeki Davud, içindeki Ebu Cehil, içindeki Meryem... Hepsi orada.
Bu yüzden tanı kendini. Ve tanıdığın kendinle bir daha bak her peygambere. Bir daha oku Kur’an’ı. Bir daha düşün ayetleri.
Çünkü her kıssa bir çağrıdır: “Ey insan! Kendine dön.”
Dua: Kendini Tanıma Yolculuğunda
Ey kalpleri evirip çeviren Allah’ım, Sen ki kullarına peygamberlerle merhamet ettin, Sen ki Yusuf’un zindanındaki sabrı, Musa’nın korkusuzluğundaki tevekkülü, İbrahim’in ateşindeki teslimiyeti öğrettin…
Kalbimizi kıssalarda kaybolanlardan eyleme, Olaylara değil, hakikate tutunanlardan eyle bizi. Kıssalarda kendimizi inkâr eden değil, Orada kendini bulan kullarından eyle.
Bizi, putları kıran İbrahim gibi yap, Gücüne değil, secdene dayanan Davud gibi eyle, Saltanatıyla değil, şükrüyle büyüyen Süleyman gibi eyle, Sesiyle değil susuşuyla feryat eden Yahya gibi yap.
Ve en çok da, Rahmet Peygamberi Muhammed (s.a.v.) gibi bir ümmet eyle bizi. Onun ayak izinden yürümeyi nasip eyle, Sancağının altında toplanmayı nasip eyle. Âmin.
Son Çağrı: Aynayı Tut, Kendine Bak
Ey okuyan, ey düşünen, ey hisseden insan… Bu kıssalar yalnızca geçmişi anlatmaz. Her biri sana bir ayna tutar. Sahne aynı, roller aynı, yalnızca zaman değişti. Peki, sen bu çağın Musa’sına mı kulak veriyorsun, Yoksa hâlâ içindeki Firavun’la mı yoldaşsın? Sen bu çağın Muhammed’ine mi itaat ediyorsun yoksa onu yalanlayan Ebu Cehil ile mi berabersin?
Bil ki her gün bir imtihandasın. Her konuşman, her susuşun, her duruşun, Bir peygamberin kıssasında yankı bulur. Bugün Züleyha’sın, yarın Hacer… Bugün Lut’un karısı, yarın Meryem belki. Ama unutma, hepsi sensin. Ve sen neyi seçersen, ona dönüşürsün.
Kıssalarda kendini bul Ve Allah’ın Sırat-ı Müstakıymini bulup kendi hikâyendeki izini takip et. Çünkü her kıssa bir çağrıdır: “Ey insan! Kendine dön; Allah’ın kendini unutanlardan ettiği kimse olma!"
"Kendimizi -zor da olsa- doğru yola getirenlerden olmalıyız.”



