Deccâller Kıtalar Dolaşıyor
Kitabî olmasa da çevreden edinilen, kulaktan dolma bilgilerle zayıf imana sahip olan tanıdığımız kimseler vardı çevremizde. Sosyal medyada yaptıkları paylaşımlara baktık ki, zamane hocaları bunların çoğunu mürted etmiş. Kur’an’la didişmeyi, hadisle boğuşmayı, sahabelerle dövüşmeyi, İslam ümmetiyle laf yarıştırmayı öğretmişler onlara.
Sakındırmalarımızın ne kadarı işe yarıyor, kimler bu mürted, fâsık, fâcir kimselerin tehlikeli tuzaklarına düşmüyor; bunun istatistiğini bilmiyoruz. Ama cehaletin insanı nasıl bir gayyâ çukuruna düşürebileceğini görmemiz açısından yeterli örnek fazlasıyla zuhur etti.
Kurtarmak için elimizi uzattıklarımız da, -memnuniyetle gömülüp çabaladığı- kendi bataklığına bizi de çekmeye çalışıyor.
Bir başka cahil, imanı zayıf zümre de evliya meraklısı olarak sapkın tarikatların kucağına düştü; Allah’tan başka ilahlaştırdıkları veliler edindiler ve müşrikler oldular.
Medya maymunu olmuş şarlatanlar, bir kabrin önünde durup:
“Ben bundan da isterim, Allah’tan da isterim; ne olmuş yani? Öğrenmişsiniz iyyâke na‘budu ve iyyâke nesta‘în" diyor! "Ben bu kabirdekinden bir şey yaratmasını mı istiyorum, dua ediyorum sadece,” diyerek Allah’a el açması gerektiğini unutmuş; Allah’tan başkasına el açmayı şirk saymayan bir dinin savunucusu olmuş.
Bu cahil, sarıklı cübbeli güya hoca; her rekâtta okunan “Yalnız Sana kulluk eder ve ancak Senden yardım dileriz” ayetini hiçe sayıyor. Bir de bunların her dediğine inanan, peşlerinden giden, daha da cahil cemaatlerini düşünün.
Son asırda imtihan hakikaten çok çetin oldu. Bilgi-iletişim çağı dediğimiz bu çağda deccâller kıtalar dolaşıyor, vızır vızır çalışıyor; şeytanlar teknolojiyi tam kapasite kullanıyorlar.



