kayseri.net.tr
İrfan SETENCİ

İrfan SETENCİ

İrfan SETENCİ

'İslam'ın Medeni Toplumu' Vasfı'nı Kaybettik

17 Mayıs 2022 - 10:23

'İslam'ın Medeni Toplumu' Vasfı'nı Kaybettik

Bizim mayamız dindir. Ahlakı da medeniyeti de insaniyeti de, iktisadı da dinden öğrenmişiz. Din bizim örfümüze sirayet etmiş, kültürümüze geçmiş, taşımıza, toprağımıza sinmiş iken İslam Medeniyetimiz vardı.
Bu kokuyu bu topraklardan kazımak için dur durak bilmeyen haçlı seferleri, iç isyanlar, işgaller ile yedi düvel ölüm ve fitne kustu yurdumuza. Bir bacağımızı kırdılar belimiz büküldü bir ara. Toprak bizi diz çökmüş görmeye alışkın değildi. O hüzünle kokusu değişti, onca kan akıttık uğrunda lakin yüzü gülmedi. Kendi evlatlarının kalleşliğinden iğrendi.
Beli doğrulmuş, ayağa kalkmış, iç temizliğini yapmış bir millet ile eski izzetimize kavuşacağımızı anladık. Bizi ayağa kaldırmayan, belimizi doğrultmamıza engel olan sorunlarımız var. Bunları aşmalıyız.

Kişisel Sorunlar

Dile getireceğimiz sorunlar bir günde ortaya çıkmadı. Bazen nefsine uyanlar sorunları kucakla döktü önümüze, bazen sorunlu bir toplum olmamız kolaylaştırıldı, teşvik edildi, bazen de hile ile zor ile şer ile çirkefin, çamurun içine attılar bizi. Çamurda yaşayanların veya çamurdan çıkanların çocukları da pırıl pırıl olamadılar zira aynı muamelelere onlar da maruz kaldılar.
Devlet fuhşu, içkiyi vb. münkeri teşvik eden yöneticilerin eline geçerse halk musibete uğrar. Bizler bu musibetlere uğradık. Kâfirlerin işgal ettiği, 'yönetici' bırakıp seyirgâha çekildiği, her toplum bu zillete uğramıştır. Kendine gelmesi ise 50-100 yılı bulur.  Tabi ıslah edicilerin çalıştığı toplumlarda bir kendine gelme söz konusu olabilir. Islah ediciler "bana ne" derlerse toplumda düzelme olmaz. Emperyalist kan emicilerin düzenlerini kurdukları ülkelerde, insanlar bilgili, ahlaklı, gerçek dindar ve milliyetperver olmamalıdır, onlar bunu istemez. Böyle olursa düzen çöker, baş kaldırı olur, halk kendisine çalışmaya başlar ve haklarını sömürtmezler. O yüzden içki, kumar, zina, faiz, cahillik had safhada yayılmalı, bir hırsızın önündeki hayvanlar gibi nereye sürülürlerse oraya gitmelidirler. Düşmana göre taktik bu. Peki, böyle düşmanlarımız var mı? Var. Bugün biz ne haldeyiz?

Cahillik

Çağa ayak uydurma hesabıyla kendinden geçmişlik, ailesine zaman ayıramamak, bağımlısı olduğu medyanın kulu-kölesi olmak. İllüzyonist medyanın her söylediğine inanmak, tavsiyelerine uymak, gösterilenlere alışarak asimile olmak ve ahlaki çöküş. Düşman medya eliyle, milli bağların çözülmesi, ayrılıkçı ve muhalif olmayı tercih ederek milletçe zayıflamaya sebep olacak 'bence' ukalalığı. Herkes liyakatsiz de olsa "bence" diyerek ahkâm kesiyor.
Bir ineği psikoloğa, bir arabayı baytara götürmezsin, başın ağrıyınca kereste kemirmezsin, ekmek almaya nalbur dükkânına gitmezsin; ev boyanacaksa kasap çağırmazsın, niye? Her işin bir erbabı vardır, herkes bildiği işi doğru yapar da ondan. Gel gör ki hayata nizam veren din ve ahlak işlerinde, devlet işlerinde herkes çok mahir ve usta. Kimseye sormaya gerek yoktur, "bence" der çözersin olur biter. İnanılacak veya inanılmayacak. Daha olmadı googıla bakar 50 seçenekten birine bence takarsın olur biter! Devlet işi mi? "Ben olsam hemen savaşırım. Asacaksın, keseceksin, kapatacaksın, yasaklayacaksın, hepsini doğrayacaksın," falan filan.
Ne güzel demiş adam: "Cahillik ne güzel şey! Her şeyi biliyon"!

Gerekli Bilgi Az Gereksiz Bilgi Çok

Toplumumuzun zır cahil olduğunu söylemek gibi bir iddia üzerinde değiliz. Hâşâ durum da bu değil zaten. Şükürler olsun kültürel ve geleneksel bir aktarımdan istifade eden toplum dini, örfi, edebi bilgilerden mürekkep bir pörtföye sahip. Bunun yanı sıra bilgi ve çözüm olduğu iddia edilen hileli teori, efsane, safsata ve bid'atlarla da kafalar karıştırılmış durumda. Son çeyrek asrın elektronik yayın hayatındaki etkileri ile bu karışık kafalara bilgi çöplüğünden boca edilen malumatlar insanımızı ya toptan şüpheciliğe sevk etmekte, ya toptan kabule; her iki durumda ciddi sakıncalar içerir. Bunun yanı sıra ortalıkta dönen bilgi akışı adı altında oyunun bir çöp transferi olduğunu fark eden bazı insanımızda yeni duyacağı her şeye kendini kapatarak emniyetini sağlamış durumda. Temkinlilik adına doğru, hak bilgiye de kapalılık adına yanlış bir durum. En iyi durumda olan 'bu'nu bile aşmak kolay değil.

Dini Bilgisizlik

Yeni neslin, hızlı çağa açık, eski modele kapalı versiyonu olan gençlik maalesef kültürel aktarımdan nasiplenememekle, ciddi bir bunalıma doğru akıp gitmektedir. Onların ebeveynlerinden almaya vakit bulamadıkları dini bilginin yokluğu, ortalıkta dolaşan bir nevi mikroplara karşı da aşılı olmama anlamına gelmektedir. Temelde dayanak olmayınca yeninin mukayese edileceği bir eski bulunmayınca maalesef yeni duyulandan dayanak yapılmakta, bundan sonra gelen bilgiler bununla mukayese edilmektedir. Bu da dayanağı hak bilgi olmayanın korkulan akıbeti hakkında bazı ipuçları vermektedir.

Ahlaksızlık

Her insanda olan nefis maalesef son çeyrek asırda imtihanların en ağırlarıyla karşı karşıyadır. Nefislerin çıldırtıldığı cahiliye dönemlerinden birini yaşamaktayız. Nefse hoş gelenin kutsandığı bir egemen medya sektörünün model yaşama biçimleri adı altında empoze ettiği cahiliye ahlaksızlığı, kadınları soyarak sokağa çıkarmış, çeşit çeşit içkiyi evlerdeki buzdolabında bar edasında göstererek normalleştirmiştir. İçki, kumar, fuhuş ve dehşet kültürünü filmlerle öğrenen nesiller, dışarıda kolayca adapte olacağı imkânları da ellerinin altında bulabilmişlerdir. Yani camları taşlatan camcı ile aynı mahallede yaşıyoruz. Bir gün toplanıp sopalarımızı alıp, "bu camcı bu mahalleden gidecek" demedikten sonra onun bu alçaklığından kurtulamayacağımızı da biliyoruz. Fakat biz önce ilgili mercie dilekçe vermekten yanayız.

Küstahlık ve Kibirlilik

Asrın hastalıkları, hepiniz özelsiniz! Hatta sen daha özelsin. Neyim özel abi? Ben bi özellik bulamadım da demeye cesareti olan var mı? Adam "özelsin" diyor işte, sus da otur, dinle. Hatta ne oturması, kalk, özelsin işte, git özel bi şeyler ye, iç, özelinden giyin. Özel olarak kasılıp kırışman normal, dik burnunu havaya yüksekten kokla âlemi! Çalımlı çalımlı yürü, havana dokunan biri olursa yak çırasını. Sen yeryüzüne az önce inmiş Jüpiter'sin! Önüne kıran olursa sana ait özel otoyollarda, çek levyeyi yürü; haddini bildir. Tüm televizyonlar seni gösteriyor, karizmayı çizdirme, filmin ahengini bozma. Özel geldik özel gideriz, bu film de özel biter…"İnandı keriz" diye bir ses duyarsan aldırma sana demiyordur! Sen kameraya oynamaya devam et! Sakın kendini aramaya kalkma, zaman kaybetme, biz senin yerine aradık, bulduk, sen oyna!
Böyle yaşatılıyoruz maalesef.

Geçimsizlik

Dövüşmeye bahane arayan agresif adam. Tuttuğu renkler gol yese rakip takım ve taraftarları gözüne gâvur görünür. O gün sanki bir şirketi batmış, oğluna araba çarpmış ya da bir gözü kör olmuştur. Artık mutsuzdur, çatacak yer arar. Siyasi tartışmalar mı? Hükümeti yıkarken kenara çekilmekte gecikince altında kalmış, elinden tutup çekenlere küfretmektedir. Evde sıcak yemeğe şükretmek için sofraya oturduğu anda bir şey ters gitmiş zaten gündüzden beri ne işlerle uğraşmaktadır; kızılca kıyamet kopar. Şeytanın gooooolll diye bağırdığı andır. Üst versiyon geçimsiz, alt versiyon geçimsiz, gelecek neslin sözlüklerinde geçim diye bir terim olacak mı aceba?! 'Şeytanları tepesinde zaten' olmuş bireyleri, at gibi koşturan şeytanlar "iiisssss" diyene kadar sürecek bir serüven.

Cehalete Rıza

Hasta olduğunu kabul edeni tedavi için kolları sıvayabilir tabipler. Lakin hastaneye gitmemekte direnen, benim bir şeyim yok diyen adam..

Kanaatsizlik

Bitmez tükenmez bir hazine olan kanaati terk edip de, göz çukurlarını dolduracak toprağı buluncaya kadar, yaşadığı hayatı kürek mahkûmlarının hayatı gibi yokluk sayıp mutsuz ölen insanlığa yazık gerçekten.
İşi var memnun değil, kazanç hayalindeki masrafa yetişmiyor. Eşi var memnun değil, ona istediği gibi bir hûri ya da nûri olamıyor. Evi var sığmıyor, filmlerde ne evler var! Arabası var, e işte ayağını yerden kesiyor ama aklındaki marka beyninden büyük ve kafası çatlamak üzere, üzgün; bu kazançla o hayat olmaz ki! Allah kahretsin bu hükümeti! Kredi kartlarının borcu birikti, haciz ihbarnamesi gelmiş, tatile giderken çektiğim krediyi ödeyemedim diye. Yav biz insan değil miyiz arkadaş, patronumuzla aynı otelde tatil yapmak bizim de hakkımız değil mi?!!!
"Kardeş, ayağınızı yorganınıza göre uzatsanız hani, ne bileyim."
"Geçeceksin o ayakları, insanız biz insan!"
"Ha! Babanız da insan mıydı?! Ya da onun babası?! Ya da boş ver bunları, müteahhit mi insan, çalıştırdığı amele mi insan?"
"İkisi de insan abi."
"Kardeşim evine helal ekmek götüren insandır. Helal ekmeğin nefislere ve nesillere bereketi olduğunu bilen insandır. O ekmeği koklayıp şükredebilen insandır. Zenginliğin hakkını veren insandır. Fakirliğin hakkını veren insandır. Fakirliğin hakkı şükür ve kanaattir. Kanaat bitmez tükenmez hazinedir.
Düşün ki çok fakir az fakirle yarışsa, az fakir zenginle yarışsa, zengin çok zenginle yarışsa, piyasa taksisi yarış arabasıyla yarışsa, bir akıl var mı bu işte? Yarış arabaları trafiğe çıksa "biz de insanız" dese şehrin içinde yarışsa nasıl olur? İnsan olmak haddini, hududunu bilmemek değildir.

Fertlerin Liyakati Maddiyatta Araması

Kendisine saygı duyabilmesi için parası, malı, kendi işi, iyi bir arabası, iyi bir kariyeri, iyi bir evi, iyi bir her şeyi olacak. Bunlar yoksa kendini boşuna yaşayan bir kalabalık gibi görecek ve ölse daha iyi modunda ağır devir eleman! Layık olmaya çalışacağı başka bir yeri olmayan bir zavallı edasında sürünecek.
İnsan kendine layık olmalı, ailesine layık olmalı, işine, rızkına layık olmalı, insanlığa layık olmalı, Rabbine layık olmalıdır. Bu liyakatlerin hepsi, geçinecek kadar maddiyatla da sağlanır ve bunlar sağlandığında kişi dünyanın en zengininden daha mutlu olur.

Manevi Boşluk

Okutularak cahilleştirilen toplumlardan biriyiz. Yarı olgun başladığımız okullardan ham çıkarız. Müslümanlığı örfümüz üzere ebeveynden alırız, okula gittikten sonra din eksilmeye başlar. Müslüman girdiğimiz okuldan natüralist, materyalist, deist, ateist çıkarız. Çünkü okutulan dersler dinsizce yazılmış bilimden ibarettir. Maymun yavrusu Darwin'in soy ağacını ezberlettikleri kadar Allah'ın insanı nasıl yarattığı hakkında bilgi verilmez. Bilim dediğimiz, sadece bildiklerimizde bile her bilginin sahibi, kanunlarıyla kainatı idare eden Allah'ın adı ve hükmü geçmez. Bilimin İslam ile anılmadığı bir Müslüman memleket düşünün ve sonra nesillerin niye bozulduğuna şaşırın. Ne hakla şaşıyorsun, ne ekersen onu biçersin. Kainatı, galaksi ve gezegenleri, güneşi, ayı, yıldızları kim yarattı. Bir düzen içinde yerli yerince hepsini kim yürütüyor. Elektrikler kesilse trafit altüst oluyor, kim çarpıştırmadan milyonlarca gezegeni tepemizde döndürüyor. İnsanı, besleneceği yiyeceklerle, suyla aynı dünyada yaşatan kimdir. Tabiat kanunu, tabii oluşumlar demeden önce o tabiatın kanunlarını yaratan Allah demezseniz, din gider, iman gider; okul bitmeden her şey biter.

 İdealsizlik

İnsan olmada üst kalite, milletinin ferdi olmada üst kalite, milletini yüceltmede üst kalite ideallere kilitlenmiş bir nesil olabilmek gerekirken, büyüğünden küçüğüne tüketim çılgınlığına yetecek maddi gelire kilitlenmiş büyükler ve küçükler oluverdik.

Gerçek Âlimlerin Vurdumduymazlığı

Âlimlerin de her biri ferttir. Kişisel olarak yapmaları gereken vazifeleri vardır. Bu vazife insan faktöründeki bozulmayı önlemek ve iyileştirmek ve bu yönde gayret sarf etmektir. Bu gayret olmazsa çobansız koyunlar elbet yardan uçar, kurt kapar, çalınır, çırpılır, heder olur.

Halkın Kafasını Karıştıran Tâife

Bunlar, dini konularda malumat hamalları, ne bilginiyse bilgin, fizik profesörü, sosyolog, arkeolog, ilahiyatçı, düşünür, konuşur, susar, yazar, araştırmacı vs. her bir şey olmuş insanlardır. Tv. Kanalları adeta birer kanalizasyon iken bir de hoca ile çeşidini tamamlama gayretindedirler. Hoca dedikleri halka aykırı, maksada uygun, kafa karıştıracak kim varsa onlar en gerekli olanlardır.
Kendi başına okumayan, araştırmayan, televizyon ve internet karşısında ise net bilgilerle aydınlanacak imkân bulamayan halk, bilgi çöplüğünde çıldırmış durumda.

Tahrif Ediciler

Küfrün ve Şirkin Avukatlığını Yapanlar

Bunlar şirk içeren açık günahın savunuculuğunu yapan, şirki te'vil eden, küfrü kireçle boyayan şarihlerdir. Yani bir konuyu açıklamak için uğraşırken yazarın sapkın inancını ifade ettiği sözleri aklamaya çalışan avukatlar. Bunlara şu kadarını söylemek kâfidir. Bu savunmaları Allah'ın huzurunda da yapabilecek misiniz?
İRFAN SETENCİ / ÜMMET İÇİN KAFA YORMAK Kitabından Alıntı (Devam Eden Çalışma)

Bu yazı 90 defa okunmuştur.