İrfan SETENCİ

İrfan SETENCİ

İrfan SETENCİ

BİLGİLERDE TERTİPÇİLİK VE HİDAYET

28 Şubat 2021 - 22:38 - Güncelleme: 03 Nisan 2021 - 15:36

BİLGİLERDE TERTİPÇİLİK VE HİDAYET

Askerlik yapanlar bilirler, bazı birliklere yeni katılanlar öncekilerin yanında çömezdirler ve zor işlere sürülürler. En eskiden en yeniye doğru inen bir rütbe gibi hiyerarşik tertipçilik vardır. Çömezlerin fikir beyan etme hakkı olmadığı gibi alınan kararların da hiçbir yerinde olamazlar, onlar sadece ırgattır. Nöbete, bulaşığa, mıntıka temizliğine gönder gitsin!
İnsan, yeni öğrendiği bilgilere bu muameleyi reva görecek kadar 'az akıllı' olabilir mi? Evet olabilir ve oluyor da!
Önceden öğrenilenlerin edinimi için çekilen zorlukların, kabule dönüşene kadar yaşanan gelgitlerin, "bu kesin doğru denilene kadar harcanan ömrün emeği, heba edilmemeli" diyerek yeni gelen her bilgiye 'üst devreye hizmet için gelmiş çömez' muamelesi yapmak ne kadar doğrudur?
Elbette insan, her gün fikir değiştirecek, her gün din değiştirecek, sürekli karakter yenileyecek değildir. Biriktirdiklerinin kıymetini bilecek ve muhafaza edecektir; tabii kıymeti varsa.
Kıymeti olmayanı muhafaza etmek için her yeni bilgiye direnenleri tarih Nemrut, Firavun, Ebu Cehil, kör taklitçi, bağnaz gibi isim ve sıfatlarla kaydetti ve kaydetmeye devam ediyor. Yeni bilginin kıymeti nispetinde ona karşı durmanın, hak ettiği makama yerleştirmemenin vebali, cezası yani bedeli de ağır olmaktadır.
Ahirette "bu sana tebliğ edilmemiş miydi?" denildiğinde "evet ama ben bunları biliyordum da! Şeeyyy! Bunlar çömezdi" mi diyeceğiz?
Bilmek, bilinene 'zavallı malumat' muamelesi yapmakla insana bir şey katmaz.
Ateist birinin kendisini irşat edecek bilgiye reva gördüğü çömezlik makamı, elbette dış kapıda nöbet tutmaya mahkûmiyettir. Oysa o nöbetçi, tâ kalbin içine girmeli nöbeti orada tutmalıydı.
Bir ateistin, deistin, hrıstiyanın vs. hidayete erememesi önceki bilgi ve kabullerini muhafaza etme adına yeni bilgileri asimile etmesi, eski bilgilerin hışmıyla yenileri eritmesi yüzündendir.
Müslüman fertlerin de bağnaz ve taassupkar olanları eğitim ve öğrenimini henüz tamamlamadan kendini yeni bilgilere kapatmalarından veya yeni bilgi edinmeye devam edip de yenileri dış kapıya nöbetçi veya paspasçı yapmalarından kaynaklanmaktadır.
İlim insan aklına nispetle sonsuz bir derya. Kulakları var sağır, gözleri var kör, kalpleri var anlamaz olmak istemiyorsak, dinlemeli, görmeli, düşünmeli ve kabul edilmesi gerekenleri kabul etmeyi bilmeliyiz. Milyonlarca gayri müslim içinden az sayıda hidayete eren vardır. bunun nedeni, diğerlerinin yeni bilgilere kapalılıklarından veya bilgiye açıkmış gibi görünüp, bilgilenmeye devam edip de yenileri eskilere hizmetçi ettiklerindendir.
Müslümanlar da sürekli öğrenmeye devam ettikleri halde bağnazlıktan ve at gözlüğü takılmış taassuptan kurtulamıyorlarsa yeni bilgileri eskilere yem ettiklerindendir.
Yeni bilgiler de en az eski bilgiler kadar kıymetli olabilir. Eskiler kabul görene kadar geçen düşünme süreci yenilere de imkân olarak sağlanmalıdır. En azından yenilerden bazısının eskiler yanında, altında veya üstünde bir yeri yurdu varsa oraya yerleştirmek bir erdemdir; kör taklitçilikten kurtulmamızın kaçınılmaz koşulu budur.
İnsan ulaşabildiği ilmi aklının erebildiği yere kadar inancı için ameli için, kendisi ve toplumu için ictihad ederek ömrünün sonuna ulaşmalıdır.
Bu ictihadlardan kabule ve imana dönüşen sıhhatli kabullerini muhafaza ederken bilmenin bitmediğini de aklından çıkarmamalıdır.
 

Bu yazı 2874 defa okunmuştur.