İrfan SETENCİ

İrfan SETENCİ

İrfan SETENCİ

ASR SÛRESİ İMANA VE KALİTEYE DAVETTİR

04 Mayıs 2021 - 04:18

ASR SÛRESİ İMANA VE KALİTEYE DAVETTİR

Allah azze ve celle, Asr Sûresi'nde mümin ve kaliteli insan modelini üç ayetle kullarına bildirir.
Fiziken ve ruhen, duygu, fikir ve eylem sahibi olarak hiç kimse kusursuz değildir. Herkesin eksiği ve kusuru ve beğenmediği veya beğenilmeyen yanları vardır lakin kaliteli insana yakışan: Adil olarak nefsini muhasebe ettiğinde, aklını ve iradesini yokladığında, gerçekten değiştiremeyeceklerine sabrederek değiştirebileceği kusurları iyileştirmeye azmetmektir. Bunu yapmaya başlayan insan kaliteli insan olma yoluna girmiştir. Değiştirdikçe değişimin önü açılacak ve nefisle mücadele kolaylaşacaktır. Erdem serüveni, sermayesini kendisinden alır.
Kaliteli insan dengeli insandır. Her şeye, layık olduğu kadar değer vermek, layığınca zaman ayırmak, insanı dengeli ve kaliteli eder. Layık olmanın belirleyicisi nedir sorusunu doğru cevaplayan kimse için, ilmin kaynağından aldığı bilgilerle dengeyi kurmayı başardığı nispette, kaliteli bir yaşantıdan bahsedilebilir. Kaliteli yaşantı demek maddi refah ve konforlu bir hayat demek değildir. Kişiye yüklenen rollerde bilgi kaynağının değer sıralamasına göre verimli olabilmek demektir.
Mümin kimseler olarak bilgi kaynağımız, yaratıcımızın bize sunduğu hidayet rehberi Kur’an ve Sahih Sünnet[1] yani peygambere itaattir.[i] Kaliteli mümin olabilmek için, bu kaynakların emir ve tavsiyeleri doğrultusunda her şeye yeterli değeri verecek bir denge profili belirlenmelidir.
Mümin, birçok rolün hakkını vermesi gerekirken, buna yetecek güç ve yetenek kendisine bahşedilmiş kimsedir. İman en büyük imkândır çünkü müminin velisi Allah’tır. Müminin kendisindeki cevherleri arayıp keşfetmesi, onları köreltmemesi gerekmektedir. Rollerimizin ne olduğunu, nasıl başarılı olabileceğimizi tespit etmeli ve bu rollere güç yetirebilecek özelliklerimizi keşfetmeliyiz ki böylelikle dünya ve ahiret saadetine erecek adımları atalım.
İnsan önce kendini tanımalı, Rabbini tanımalı, O'nunla iletişimin Kur’an ve Sünneti öğrenmek ve anlamak olduğunu bilmeli, bu bilgi kaynağından, müminin kulluk rolünde bir model tespit etmelidir. Model insan, usvetun hasene, Rasûlullah (s) efendimizdir. Kur’an bu modeli oluşturan ve halen bu modelde insanlar yetiştirmek için muhafaza olunan bir kitaptır.
Kulluk rolü hep devam eder ve kulun, tebliğ ve davetçi rolü vardır, bunu nasıl yapacağı kaynağımızda mevcuttur.
Kulun evlat olma rolü vardır, anne-baba olma rolü vardır, kardeş, arkadaş, koca, zevce, öğretmen, talebe, komşu, esnaf, memur, çiftçi, ziraatçı, zanaatkâr olma rolleri vardır; tüm ölçü ve ahlakıyla birlikte Kurán'da bu rollerin başarı skalası örnekleriyle mevcuttur. Allah, üstlenilen her rol için, mutlaka güzel ahlaklı olmayı öğütler.
Kulun muhtaçlara, şefkatli el ve sığınak olma rolü vardır. Zalimlere karşı, dik duran hakkın adamı olma rolü vardır.
Şeytan ve yardımcılarına, siyonist, emperyalist zalim ve zorbalara karşı meydanı boş bırakmayan ıslahatçı, mücahid, komutan, er, vatanperver insan rolleri vardır.
Kul, bu rollerin hepsine birden açık ve gönüllü olmalıdır.
Güç yetirebildiği nispette bu rollerden hiçbirini inkâr ve iptal etmeksizin dengeli bir hayat kurmuşsa, kaliteli bir yaşantıdan bahsetmek mümkündür. Bu denge ile yaşayan mümin, kalitelidir.
O mümini görünce, Allah’ı hatırlarsınız. Onun davranışları size peygamberinizi hatırlatır.[2] Onun fedakârlıkları cennete imanınızı artırır. Onun korkuları, cehennemden kaçış için alarm gibidir. Onun itaati, sabrı, hürmeti Allah’ı unutanlara utançtır. Bu sebeple müminler, bazı kimseler tarafından görülmek istenmez çünkü Allah’ı hatırlamak onları perişan eder; kurdukları yaşantının cehennemlik olduğunu anlamaya, düşünmeye veya hatırlatılmasına tahammülleri yoktur.
Buradan şunu tesbit ediyoruz: kaliteli mümin herkes tarafından sevilen insan değildir. Onun düşmanları vardır.
Ömer (r.a) gibi adalet timsali bir halifenin, kâfir, zındık ve münafıklardan binlerce düşmanı vardır. Çünkü adalet onlar için ceza demek, fitne ve fesatlarını yayamamak demek. Müslümanların izzete kavuşması, kâfirlerin zillete duçar olması demektir. Bu kaliteli Müslümanı, severler mi hiç?
Bazı sahabilerin İslam'la şereflenmeden önce Allah Rasûlünden (s) nasıl nefret ettiklerini fakat imana erdikten sonra da ne çok sevdiklerini bizzat kendileri anlatmışlardır.
Bu iş böyledir, mümin kâfiri memnun etmek için Allah'ın rızasını terk edemez, onların hatırı için din kardeşini üzemez.

“Muhammed Allah'ın elçisidir. Beraberinde bulunanlar da kâfirlere karşı çetin, kendi aralarında merhametlidirler.”[3] Ayeti bir denge profili çizmektedir. Demek ki mümini, müminler sevecek kâfirler sevmeyecek. Mümin olmak bu sonuca razı olmaktır; “kâfirler sevmezse sevmesin,” diyebilmektir.
Bu bilgiler doğrultusunda mümin, salih amellerle Rabbine kul, insanlara yaren olup hakkı ve sabrı tavsiye edecek ve hüsran ehli düşmanlara karşı hasım olarak vazifelerini yerine getirecektir.
Kurán'ın ışığında bu prensipleri tespit ederek, kaliteye yöneliriz.[4] Asr Sûresi de bize, iman ettikten sonra dengeli ve kaliteli olmayı öğütler.
ASR SÛRESİ TEFSİRİ (GİRİŞ KISMI)
İRFAN SETENCİ
 
[1] Peygambere itaat etmeyi Kur’an emreder ve bu itaatten yüz çevirenleri inkar etmiş olmakla vasıflandırır. 
[2] Tabi Allah’ı ve rasulünü doğru tanıyanlar için bu böyledir. Tabiri caizse ‘çakma’ bir inançla yetiştirilenler gerçek mümini sevemezler.
[3] Fetih Sûresi 48/29
[4] 'Kaliteli Mümin' kitabımız bu hususta yeterli detayı vermiştir.
 

Bu yazı 201 defa okunmuştur.