Neden Odaya Girince Ne Yapacağımızı Unutuyoruz?
Hemen herkesin zaman zaman yaşadığı bu durumun bilimsel bir açıklaması var. Psikoloji literatüründe “kapı eşiği etkisi” (doorway effect) olarak bilinen bu olgu, bir ortamdan diğerine geçildiğinde beynin içinde bulunduğu bağlamı güncellemesiyle ilişkilendiriliyor. Yeni bir ortama geçildiğinde, o sırada çalışma belleğinde tutulan bilgi dikkatin odağından çıkabiliyor ve ne yapmak için odaya girdiğimizi kısa süreliğine unutabiliyoruz. İlginç olan şu ki, bu etki tek başına, herhangi bir dikkat dağıtıcı olmadan bile ortaya çıkabiliyor. Sadece bir kapıdan geçmek bile beynin adeta “sayfayı çevirmiş” gibi yeni bağlama odaklanmasına yol açabiliyor.Prof. Dr. Murat Kurt, yoğun çalışma temposu, sık dikkat bölünmesi ve aynı anda birçok işle ilgilenme alışkanlığının bu tür unutkanlıkları daha sık yaşanır hale getirebildiğini belirterek şöyle diyor: “Sorun çoğu zaman hafızada değil, dikkattedir. Bir işi düşünürken telefon bildirimi geliyor, ardından başka biriyle konuşuyoruz, sonra başka bir odaya geçiyoruz. Dikkat sürekli bölündüğünde, çalışma belleğinde tutulan bilgiye erişmek zorlaşabiliyor. Bu nedenle ne yapmak için odaya girdiğimizi birkaç saniyeliğine unutabiliyoruz. Çoğu zaman birkaç saniye durup yeniden odaklandığımızda ya da bulunduğumuz bağlamı hatırlatan bir ipucu gördüğümüzde bilgi tekrar aklımıza geliyor”…Peki Ne Zaman Endişelenmeliyiz?
Burada önemli olan, doğal unutkanlık ile tıbbi değerlendirme gerektirebilecek unutkanlığı birbirinden ayırabilmek. Toplumda en yaygın yanlış inanışlardan biri, her unutkanlığın yaşlanma ya da demansın habercisi olduğunun düşünülmesi. Oysa zaman zaman isim unutmak, anahtarın yerini karıştırmak ya da randevuları hatırlamakta gecikmek çoğu zaman normal kabul edilebilir. Asıl dikkat edilmesi gereken durum ise unutkanlığın günlük yaşamı belirgin biçimde etkilemesi; aynı soruların sık sık sorulması, tanıdık ortamlarda yön bulmakta zorlanılması ya da para yönetimi gibi günlük işleri yerine getirmede güçlük yaşanmasıdır.
Prof. Dr. Murat Kurt, “Her unutkanlığı hastalık olarak değerlendirmek doğru değil. Uykusuzluk, depresyon, kronik stres, yoğun iş temposu, bazı ilaçlar ve dikkat dağınıklığı da hafızayı önemli ölçüde etkileyebilir. Ancak unutkanlık kişinin günlük yaşamını belirgin biçimde aksatmaya başladığında ya da zaman içinde giderek kötüleştiğinde mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır” diyor.
Kötü Anıların Olumsuz Etkisini Azaltmak Mümkün
Travmatik ya da olumsuz anıları tamamen silmek günümüzde mümkün değil. Ancak psikoloji ve nörobilim alanındaki araştırmalar, bu anıların kişide oluşturduğu duygusal yükün, azaltılabileceğini gösteriyor. Prof. Dr. Murat Kurt’a göre amaç unutmak değil, anının yaşam üzerindeki etkisini azaltmak olmalı: “İnsan beyni kötü anıları tamamen silmek yerine onların duygusal yükünü zaman içinde yeniden düzenleyebilir. Psikoterapi, sağlıklı baş etme yöntemleri ve gerektiğinde profesyonel destek sayesinde kişinin anıyla kurduğu ilişki değişebilir.”Peki genel olarak hafızamızı güçlü ve sağlıklı tutmak için neler yapabiliriz? Prof. Dr. Murat Kurt, özellikle yaşam boyu öğrenmenin ve zihinsel olarak aktif kalmanın hem genç hem de ileri yaşlarda bilişsel işlevlerin korunmasına önemli katkı sağlayabileceğini belirterek şu önerilerde bulunuyor: “Hafızayı korumak için tek bir mucize yöntem yok. Kaliteli uyku ve haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivite yapmak oldukça önemli. Bunun yanında beynimizi yeni deneyimlerle karşılaştırmamız, yeni beceriler öğrenmemiz ve zaman zaman günlük rutinimizin dışına çıkmamız zihinsel esnekliği destekliyor. Güçlü sosyal ilişkiler kurmak ve sürdürmek, Akdeniz tipi gibi dengeli beslenme modellerini benimsemek, stresi etkili şekilde yönetmek ve özellikle odaklanma gerektiren işlerde dikkati sık sık bölen çalışma alışkanlıklarından kaçınmak da beyin sağlığını destekleyen temel yaşam alışkanlıkları arasında yer alıyor. Hafızayı güçlendirmek için mucize yöntemler aramak yerine beynimizi koruyan yaşam alışkanlıklarına odaklanmalıyız. Düzenli uyku, fiziksel hareket, zihinsel merak, sosyal yaşam ve odaklanarak öğrenme, hafızamız için yapabileceğimiz en değerli yatırımlardır. Unutmayalım; iyi çalışan bir beyin sadece hatırlayan değil, gerektiğinde unutabilen beyindir”…





