Türkan Polat Sürücü Kursu hep bir adım önde! (Röportaj)

Röportaj: Sevinç ÇELEBİ (BShaberler)

Türkan Polat Sürücü Kursu hep bir adım önde! (Röportaj)
19 Eylül 2021 - 06:00

Bursa’da trafik deyince akla ilk gelen isimlerden olan Türkan Polat;

"Maddi kaygılar nitelikli eğitimin önüne geçmemeli" diyor ve ekliyor “Hiç mütevazi olmayacağım. Başarı Başarıyı hak edenindir”

Tanımayanlar için söyleyeyim.

Bir kadın düşünün!

Hem çok güzel, hem çok başarılı ve de mütevazi.  

Hem eş, hem anne!

Ekmeğini paylaşmaktan gocunmayan,

Dünyanın fani olduğunu unutmayan,

Rabbimizin bize verdiği nimetlere şükretmemiz gerektiğini çok iyi bilen, iş kadınlığının yanında dünyalar tatlısı bir kadın…

Hal böyle olunca sohbetin güzel olması da kaçınılmaz oluyor..

Sözün özü; kabus gibi bir yılı uğurlamadan  Türkan Polat Sürücü Kursu Kurucularından Türkan Polat’ın misafiri olduk ve 2020’de hiç kimsenin hayal etmediği, beklemediği,  kabus gibi, hatta romanlarda okusak, bilim kurgu filmlerinde izlesek “Bu kadar da olmaz! diyeceğimiz kocaman zorlu bir yılı geride bırakırken,  bu yıl içerisinde hayatımızın parçası olan sektörde, trafikte neler yaşandı, neler değişti ve daha nice konuları ele alarak siz değerli okurlarımız için çok güzel bir söyleşi gerçekleştirdik.

Saray yavrusunu andıran evinde pandemiye rağmen (tedbirler alınmış tabii ki…) tüm sevecenliği ve güler yüzüyle karşılıyor bizi Türkan Hanım. Sevgili Mehmet Haluk Yalçınkaya’da röportaj videosunu çekmek için bana eşlik etmesi ne hoş… Teşekkürler Yalçınkaya!

Lafı fazla uzatmadan geçelim biz en iyisi sohbete…

 

Klasik soruyla başlayacağım ama bilmeyenler için sormak istiyorum. Türkan Polat kimdir? Sizi sizden tanıyabilir miyiz?

Sözlerime, sağlıklı günler diyerek başlamak istiyorum. Başta ülkemizi ve dünyayı tehdit eden bu virüsten, bir an önce kurtulmayı temenni ederim. Maalesef;  hayat, acısı ve tatlısıyla devam ediyor. Bizde bu senaryonun içinde rol alan oyunculardan olduğumuza göre yaşamın, bize uygun bulduğu senaryoyu, “At ölür meydan kalır, Yiğit ölür şan kalır.” Atasözü ile sonlandırmaya çalışıyoruz. Bana gelince; Karabük doğumluyum. Gürcistan kökenli bir anne (Ordu Karadeniz)  ile Kırım Türklerinden (Eskişehir) bir babanın iki çocuğundan büyük olanıyım. İlk orta ve lise tahsilini Karabük de yaptım, Kastamonu eğitim fakültesinden ayrıldım. Kısa bir süre vekil öğretmenlik yaptım. Bursa da, ilk ticaret hayatıma tekstil ürünleri ile ilgili bir şirket kurarak başladım.  Daha sonra Türkan POLAT MTSK Kurumlarını,  Emek, Ataevler, Görükle, olmak üzere Bursa’da merkez ilçelerde açtım.  Ayrıca Konya Türkan POLAT MTS Kurslarının ilk kurucusuyum T.POLAT iş makinelerini dâhil edersek 21 yıldır severek yaptığım bu eğitim kurumlarında oğlum İsmail Bağis POLAT ve eşimle faaliyetimizi büyük bir özveri ile sürdürmekteyiz. Bu arada sağlık, siyaset, dernek ve federasyon başkanlığı yapıp çeşitli alanlarda gündemde kalmayı başarsam da, eğitim hep ön planda kaldı. MTSK haricinde son günlerde gündeme gelen oğlum İsmail POLAT’ın yönetim kurulu başkanlığını yaptığı ve ortakları ile çalışmalarını sürdürdüğü LONCA Mesleki Yeterlilik belgeleri MYK A.Ş Kuruluşlarına da destek olmadan duramıyorum. Yer yer Amatör çalışmalarım ile yaşantımdan tecrübe edindiğim konuları ayrıca Trafik Eğitimi ile ilgili bilgileri,  basında paylaşıyor, yerel gazetelerde, amatörce köşe yazısı yazıyorum. Üç çocuk annesiyim, ancak gelinim ve damadımı da çocuklarımdan ayırt edemem. Evli ve iki torun sahibiyim.  Her ne olursa olsun ”Durmak Yok Yola devam” sözünü de çok anlamlı buluyorum.

 

Türkan Polat Sürücü Kursları’nın kuruluşundan bahseder misiniz?

Yıllar önce ehliyet trafikten alınıyordu, daha sonra özelleştirildi. Kastamonu Eğitimden ayrıldığımı söylemiştim.

Yıllar sonra, Milli Eğitim bakanlığına müracaatımı tekrar yaptığımda, bu işin benim için çok zor olduğunu gördüm. Bursa’da oturuyordum, evli ve üç çocuk annesiydim, onlardan ayrı bir yere gitmek onları sevgimden ve eğitim desteğinden mahrum etmek olurdu, kısacası annelik içgüdüsü bunu engelledi, ancak içime ukde olan eğitimcilik beni özelleştirilen sürücü kursları alanına zorladı.  Sonuçta MTSK’ da bir eğitim alanı olduğunu öğrenmem cazip geldi.  1999 yılından bu yana gerçekleştirdim. Sonraları bunun bir ekip işi olduğunu düşünmem, kızım Berfu Polat’ın yanımda olmasıyla güç kazandı.

OĞLUM VE EŞİMİN DESTEKLERİ BÜYÜK OLDU

İlerleyen günlerde de İzmir 9 Eylül İktisadi Bilimler mezunu oğlum, İ.Bağis Polat’ı yanımda görmek, onların genç düşünceleri ile şekillenmemize ve alanın genişlemesine sebep oldu, tabi eşim Erdal Polat’ın çabası desteği ve hala yanımızda olması güçlerin en büyüğü. Teknolojinin ileri safhada olmaması o dönem için zordu. Trafik güvenliği kurumuna bağlı olan illerdeki Milli Eğitim Müdürü, evrakları hazırlayıp, Trafik Güvenliği Yüksek Kuruluna, bağlı olan Milli Eğitim Bakanlığı’na yolluyordu. PTT havalesi ile giden evrakların dönüşü uzun süre alıyor, elden takip daha kısa sürede sonuçlanıyordu zira eksik bir evrakta tekrar geri dönmesi süreci uzatıyordu, nitekim öylede oldu. Kurs için başta düşündüğüm isim uygun olmadığından tekrar geri dönecekti, bir kurucu olarak orada bulunmam işimi kolaylaştırdı. İsim değişikliği oldu ve hiç düşünmediğim TÜRKAN POLAT MTS Kursları ismimle doğmuş oldu.

 

Bursa’nın en eski ve köklü sürücü kurslarındansınız, bu kalıcılığı ve başarıyı neye bağlıyorsunuz?

“Başarı Başarıyı hak edenindir” sözünü söylerken mütevazı olamayacağım. Yeri geldi, kurumun aşçılığını, temizliğini yaptım, yeri geldi yöneticiliğini. Maddi imkânlarım o kadar güçlü değildi, ancak; maneviyatım vardı. Ailem için, çocuklarımın geleceği için, oturduğum evimi sattım. Bana öfkeyle yaklaşana bile, çiçek verdim. O dönem, bütün kötü sözlere kulağımı tıkadım. Çünkü sabır ve sevginin önünde, herkesin eğileceğini biliyordum.  Sükût ikrardı, her söz sahibine aitti.

Ben bir eğiticiyim. Öğrenci ve müşteri psikolojisinden anlamalıydım, para ikinci planda olmalıydı. Mevzuat doğrultusunda, bana yap denileni yapmak zorundaydım. Belki eğitimini almadım ama çok iyi bir psikolog olabilmem gerektiğinin bilinci ile yaklaştım. O yüzden küçük kızım Öykü Polat’ın bu alanda başarılı olmasına az da olsa destek vermeye çalıştığıma inanıyorum.  

Yerine göre anne, yerine göre müstahdem, aşçı, şoför olmam gerekirdi. Aradığınızı bulabileceğinize inandığınız yere gitmek, dilini anlayabileceğiniz, kişiyle sohbet etmek istersiniz, demek ki! Ben bunu başarmışım. Tabii ki bunu çocuklarıma aşılayan bir anne olduğuma da, hiç şüphem olmadı. Bu ekip işi demiştim. Dürüst anlayışlı bir ekibim de var, geçmişte bazı sorunlar yaşasam da onları, öğrendikleri aldıkları kültür ile değerlendirmek gerekir. Yüce Allahlımın bana çizdiği yolda, sağ kaldıkça dimdik ayakta durmak isterim. Bana sunduğu her şey içinde, şükürler olsun ki!  Bugün sizde, bunları yayınlamak başarımı onaylamak, beni tanımak, tanıtmak için yanımdasınız. Çok teşekkür ederim.

Türkiye’de yeni tip corona virüs vakalarının görülmeye başlandığı Mart ayında okullarla birlikte kapatılan sürücü kursları,1 Haziran’dan itibaren eğitimlerine tekrar başladı. Pandemi sizi nasıl etkiledi. Neler değişti? Günümüzdeki durumu nedir?

Zor bir dönem atlatıyoruz. Gerçekten birçok firmanın kapatılması, bizleri oldukça zorladı. Mart 2020 Kurslar kapatıldı. 1 Haziran açıldı. Usta öğreticilerimiz 15 Haziran’da iş başı yaptı. Herkesin çok zorlukla atlatmaya çalıştığı pandemi döneminde, Sağlık açısından çalışmak istemeyen kişilerin,  üç aylık bir tatil sonrası öğrencilerin ve kurumun mağduriyetini önemsemeden, iş hadlerinin sona ermesini talep etmeleri benim için ikinci bir virüs oldu. Hayat acı ve tatlısı ile devam ediyor. Her şeyin başı sağlık olması gerektiğini daha iyi anladığımız bu dönemde.  Büyük bir hırsla, daha güzelini verebilmek için mevcut arkadaşlarımızla yolumuza devam ediyoruz Usta öğreticiler kursiyerler ve kurum için sağlık tedbirleri almaya çalışıyoruz. Milli eğitimin bu konuda aldığı tedbirleri olumlu buluyorum. Sınavlara sınırlı sayıda kursiyer alınıyor araçlarda ve kurumda sürekli dezenfektan yapılıyor eğiticiler ve kursiyerler hijyen kurallarına uyuyor, kuruma gelen kursiyerleri HES kodundan takip edebiliyoruz. Kuruma girip çıkan Araca inip binen kursiyer ve öğreticilerin maskelerini değiştiriyor, dezenfektanları sıkıp, ateş ölçerlerle ölçüyoruz. Eğitimdeki, değişme diğer eğitimde alınan önlemle aynı. Teorik derslerin internet ortamında yapılması gerektiği söz konusu olsa da, Bilgisayar kullanmayı bilmeyen ve evinde olmayan birçok kişi var. Maddi manevi çaresizlik içindeyiz sınavı sabırsızlıkla bekleyen birçok kursiyer var. Kuruma kayıtlı olanların tereddüdü olmasın, sağlık olduğu sürece güvence altındalar. Kendilerine mesaj yolluyla bilgi veriliyor. En zor görev usta öğreticiye düşüyor. Beklemedeyiz, bugünkü durum bu. Dilerim dünyayı zorlayan bu durumdan bir an önce kurtuluruz.    

 

Türkan Polat Sürücü Kursu olarak verdiğiniz eğitimlerden bahseder misiniz?

Eğitimlerde Trafik, İlk yardım, Motor ve araç tekniği dersleri teorik dersler olarak geçer, direksiyon eğitimi ise uygulamalı olarak verilir. Her dersin eğiticisi, farklıdır. Teorik derslerde eğitim alan kursiyerler, daha sonraki uygulamalı direksiyon eğitimlerini, usta öğreticilerden alır. Milli eğitim mevzuatına uygun olarak verilen eğitimlerin başarı oranı kişiye,  göre değişebilir.  Mevzuat ta verilen eğitim saati dolduktan sonra Usta öğretici, kursiyerin bu işi nedenli başarabileceği hakkında bilgi sahibi olduğundan, kursiyerin ek ders alıp alamayacağını belirtir. Kursiyerin dört seferlik sınava girme hakkı vardır. Eğitim tekrar alan kursiyerin, her seferinde belirtilen ücret gereği sınav ücreti ödemesi gerekir.  Teorik sınavlar elektronik ortamda yapılır. Başarılı olan kursiyer direksiyon sınavına girmeye hak kazanır. Direksiyon sınavında da aynı başarı yakalanırsa sertifika almaya hak kazanmış olur.

 

Sürücü kurslarının sorunları nelerdir?

“Sürücü kursları, hafife alınacak bir kurum değildir. Verilen eğitim sonucu, size güvenerek gelen kişilere, yaşantısının yönünü belirleyen doğrultuda, direksiyonu çevirmesini anlatabileceğiniz, Maddiyatın değil!  Vicdanınızın sesi ile hareket etmeniz gerektiren, bir eğitim kuruluşudur”.

Yeni doğan bir çocuğa, yemeyi, içmeyi, yürümeyi, koşmayı, örf adet geleneği, sevgi ve şefkati öğretmeye çalışan, bir ebeveyn gibi, sabır ve özverili olmak gerekir. Vicdanın rahat olursa gerisi takdiri ilahidir. Oysa kuruma kayıt olmaya gelen kişilerin ilk sordukları soru ne kadara mal olur? Belki hayatın akışında bu soru normaldir.  Ancak telafisi mümkün olmayan bir eğitim de, eğitim ve sistemin akışı sorulmalıdır.

Verilen fatura fiyatını sistemin işleyişini anlatıyorsunuz, verilen cevap şu!: “Falanca kurs bunu yapıyor sizde yaparımsınız? Hem ben, araç kullanmayı biliyorum. Sınavları bir şekilde geçerim, üniversite öğrencisiyim…”

“Hayır, ben yapamam!” denildiğinde, indirim yapan kuruma gidiyor. Dönem başlamasına bir iki gün kala öğrenci yok. Kara kara, düşünüyorsunuz. Oysa ne kadar indirim o kadar benzin ve saat kısıtlaması. Hani! Aldığım eğitim, yaşantımın yönünü belirleyecekti!  Bu tür indirimlerde kuruma ve kursiyere çok büyük zarar veriyor. Bu konuda tedbirler alınmıyor değil, yalnız Milli eğitimin değil, kurum sahibinin de bunu etraflıca düşünmesi lazım, tek taraflı yeterli olamıyor. Kursiyer şunu düşünmeli “Pahalıdır vardır, himmeti ucuzdur vardır illeti” ve soracakları tek soru eğitim sistemi nasıl işliyor olmalı. Kurum sahibinin düşüncesi ise vicdanının sesini dinlemek olmalı. Usta öğreticinin özellikle pandemi döneminde ne zorluklarla çalıştığını biliyoruz kazanmalıyız ki! Kazandırmalıyız. İşyerini kapatmak veya çaresizliklerle mücadele etmek zorundayız, bu şartlarda kazanmamız çok zor oluyor. Bu sorun böyle başlıyor, kurumun geleceğini belirliyor. Kısıtlı ücret alan kurum, belirlenen faturayı kesmek zorunda, dolayısı ile yüksek kesilen faturayı ödemekte zorlanıyor. Ödenmeyen sigorta ve vergi, devletin zararını, tüm strese, hastalığa rağmen cüzi bir fiyatla çalışan usta öğreticinin isyanını, kurumun da kısa sürede iflasını anlatıyor.      

        

Sürücü aday adaylarını bilgilendirme adına sınav sisteminden bahseder misiniz?

Teorik derslerin eğitimi sona erince kursiyer elektronik ortamda sınava girmeye hazırdır. Yazılı sınav harcını bankaya yatıran kursiyer, belirtilen gün ve saatte sınava girer. Süre 45 dakikadır 50 soru vardır. Sorular, ilk yardım, Motor araç tekniği ve trafik eğitimi ile ilgili karışık sorulardır, en az 70 puan alan öğrenci başarmış demektir. Uygulama direksiyon eğitimi 16 saattir eğitim sonucu uygulama sınav ücretini de ödeyen kursiyer usta öğreticinin onay vermesi ile sınava hazırdır. Başarılı olamayan öğrenci teorik ders sınavın dada, uygulamalı sınavda da dört kez girme hakkına sahiptir. Teorikte başarılı olur uygulamada dördüncü hakkında da başarılı olamazsa kuruma tekrar müracaat eder, yazılı sınavdan muaftır,  ücret karşılığı tekrar uygulamalı direksiyon eğitimi alarak bir dört kez, tekrar sınava girme hakkına sahip olur.

 

Trafikte saygı ve öfke kontrolünün zayıf olduğunu görüyoruz bu konu hakkında ne söylersiniz?

Trafik ve Çevre Eğitimi dersinin ilk konusu Trafik adabı Toplumda yaşamayı hedefleyen herkes gelenek görenek örf ve adaba uymak zorundadır. Trafik de “Karayolu yapısı içinde insan hayvan ve araçların yaptığı hal ve hareket” olduğuna göre bunları öğrenmek zorundayız. (Önce sorduğunuz bir soruya yanıt vermiştim. Kayda gelen kişinin ben teorik dersleri evde çalışırım, üniversite öğrencisiyim gelmesem olur demesinin ne kadar yanlış olduğunu.)  Aileden sevgi saygıyı öğrenerek büyüyoruz hayatın akışı içinde öğrendiğimiz her şey şekil değiştiriyor bilgilerin yenilenmesi size hiçbir şey kaybettirmez, boşuna dememişler “Tarih tekerrürden ibarettir” Hayat yolunda ilerlerken kurallara uyum sağlamamız yaşantımıza bir başka anlam katar.

Trafikte kadın sürücülere bu kadar tepki gelmesinin nedeni sizce nedir?

Yanlış bir tepki! İnsanoğlu yaradılıştan bu yana erkek ve kadın olarak bazı biyolojik yapıların farklılığı ile doğuyor. Bu olay erkeğin çok zeki bir beyin yapısı ile doğduğu anlamına gelmez. Bazı organlarımızın yapısı aynı birbirimize, benziyoruz ve benzer bir beyin yapısına da, sahibiz. İlerleyen günlerde duygu ve düşünce tarzı, kişiye göre değişiyor. İnsanoğlu, yaşamının hangi konusunda görüş ve kültürünü ilerlettiyse, o alanda başarıyı yakalayamaz diye bir şey, söz konusu olamaz, derken; Burada eğitimin önemini ve yeteneği kastediyorum. Biliyorum ki! Yaradılış itibarı ile biyolojik olarak kadınlar daha narin ve hassas, erkekler, daha güçlü ve cesur. Eğitim alındığında başarı doğrultusunda ayırım yapmak yanlış olur. Trafik de Bazı erkekler, bayanlara jest yapmak için geçiş hakkı olmadığı halde onlara geçiş hakkı sağlıyor, yani kural ihlali, hassas ve narin yapılı, kuralcı kadınlar geçmek istemeyince Kadın değil mi yapamıyor oluyor. Alt geçitlerde 50km hız limitine uyan bir kadının arkasından 60. 70 km hızla giden erkeğin tepki vermesi gibi. Unutmayalım trafik de erkek, kadın usta, çırak yoktur, kural vardır.

“KURALLAR UYMAK İÇİNDİR. ÇİĞNEMEK İÇİN DEĞİL”

Ehliyet almak zorlaştı mı?

Sosyal hayatta, kalabalıklaşan bu toplumumuzda, adım atmak bile zorlaştı, bu durum, yoğun trafik içinde bir makineyi kumanda etmeyi daha da zorlaştırıyor. Stres, korku, çaresizlik insan psikolojisine etki eden büyük faktör olduğuna göre, ehliyet almanın daha da zorlaşmasını isterdim. “Yolların Kralı değil Kuralı olur!” Kurallara uyum sağlayabilmek içinde, Eğitimlerin daha da zorlaşması gerekir. Teorik dersler bir nevi dikkat ölçen, algı kontrolünün, ne denli güçlü olduğunu kanıtlamak için sorulan şaşırtmalı sorular.

Bunda başarılı olan kişi, zihinsel yetenek sınavından geçmiş demektir. Uygulamalı sınavda, araca nasıl hâkim olabileceğini bilemiyor el, kol, ayak koordinasyonuna sahip olamıyor, zihinsel yeteneğini kullanmıyorsa, başarılı olamaz, zaten sınavda uzun süre araç kullandırmanın nedeni budur. (Refleks kontrolü artı zihinsel yetenek) Beceri deneyimlerle güçlenir, Dikkat ve yetenek, çalışmalar sonucunda daha güç kazanır. O halde sınavların daha zor olması bizleri ürkütmemeli.

Ehliyet alan herkes hemen trafiğe çıkabilir mi?

Ehliyet alan herkesin Trafiğe çıkmasını istemem. Elinize bir pasta tarifi veriyorlar bire bir uyguluyorsunuz. Tadı, size tarifi veren ve onu uyguladığını söyleyen kişininkinden farklı ama aynı uygulamayla yapmıştınız. Yılmadınız, birkaç gün aynı deneyimi yaptığınızda o lezzeti yakalamış, hatta daha lezzetlisini yapmışsınızdır. Bilen bir kişinin kontrolünde deneyim yapmak, sebep olabileceğiniz birçok şeyden sizi korur. Zaten son çıkan kanunda, stajyerlik uygulaması konusunda buna yer verilmiştir.

“Ben biliyorum, Fazla bir eğitim almama gerek yok, hatta kursa bile gelmeme gerek yok, bitek sınavlara girmem yeterli siz bana fiyat konusunda yardımcı olun” diyen bir zihniyet ne denli başarılı olabilir sizce? Olduğunu varsayarsak toplumda ki başarısı nedir?

Kuralların hiçe sayılması!

Eğitime belirlenen o meblağı kısıtlaması, kural ihlali sebebiyle bilinçsice yaptığı trafik cezaları hatta canı ile ödemesine neden olmaz mı? “ÇOK BİLEN ÇOK YANILIR” Ehliyet alır almaz trafiğe yalnız çıkmak uygun olmaz.

 

Kursunuzun başarı oranı nedir?

Kurumun başarı oranı derken, kursun bulunduğu yere göre değerlendirilmesi gerekir diye düşünüyorum. Eğitimin önemini her zaman vurguluyorum. Yıllarımı verdiğim bu sektörde başarı oranımız çeşitli iş yerlerine göre değişiklik gösteriyor, bulunduğumuz yerdeki stratejik durum sosyal yaşantı çevre, bunu belirliyor. Puan verilirken kozmopolit bir ortamla çalışan kurumun, eğitim düzeyinin yüksek olduğu yörelerde açılan kurumdan, mutlaka farkı olduğu, düşünülerek değerlendirilme yapılmalıdır. Bu soruya şöyle cevap vermek isterim. Vicdanımın sesi, özverim, çabalarım, eğitim anlayışım başarı oranımın üst seviyede olduğunu söylüyor.

 

Türkan Polat Sürücü Kursu sahibi olarak birlikte çalışmak istediğiniz personelin nasıl olmasını istersiniz? Ne beklersiniz? Usta sürücülerin sözleşmeleri nasıldır? Nasıl olmalıdır?

Türkan POLAT MTSK Kuruluşu her ne kadar ismimi taşıyorsa da Usta öğreticileri, müdürleri, memur personel ve yöneticisi ile bir bütün, onların sayesinde ayakta durabilen bir kuruluş. Benimseyen için hepimizin ismi. En başta Personelimin dürüst ve samimi olmasını isterim. Yani bana ayrı, arkamdan ayrı konuşmasını istemem. Toplantı talep edip istek ve arzularını yazılı beyan etmelerini beklerim, biliyorum ki!

Mesai içinde huzursuz olan kişi, kursiyerlerime de huzursuzluk verecektir. Yaşantıları boyunca, “Telafisi mümkün olmayan hatalarla dolu olan olayların başında gelen trafik sorunun korkusu”.  Ancak lüks değil ihtiyaç olduğunun bilinci ile acabalarla dolu olarak, müracaat eden kursiyerlerin, psikologları olması temennimdir.

Saat doldurmak için değil, bir şeyler kazandıra bilmenin, mutluluğunu yaşayarak, öz verili olmalarını beklerim. Onları eğitim alanı dışına çıkartmadan kendi özel işlerinde kullanmamalı sorunlarını yansıtmamalıdırlar. Kurumun onlara verdiği hakkı duygudaşlık kurarak karşılamalılar. Yapılan işin çok zor ve vicdani bir görev olduğunu biliyoruz, biz onlara araç öğrenci emanet ediyoruz. Trafik adabı bilinmeli, konuşma üslubu, saygı, empati diyagramlık v.b gibi unsurlara riayet edilmelidir. İstikrarlı bir eğitimde bunların şart olduğu düşüncesindeyim. Biliyorum ki bu alanda en zor görev onlara düşüyor. Diğer usta öğretici arkadaşları ile de hoş görü çerçevesinde olmalarını isterdim.

İçlerinden birinin haber vermeden mesai saati gelmemesi hem firmanın hem de kursiyerlerin mağdur olmalarını sağlıyor, oysa konuşularak halledilmeyen hiçbir sorun yoktur. Gurup oluşturarak, Kurumu sarsıntıya sokmaya sebep olan kişilerin pandemi döneminde yıllarca benimseyerek çalıştıkları kuruluşu, hastalık bulaşır, korkusu ile çeşitli bahanelerle bırakarak, nasıl olsa Kanun işçiden yana daha fazla tazminat alırım diyerek farklı yollara başvurmalarını kınıyorum. Maalesef karşılaşıyoruz da, yapılan hareketin ayıp ve günah olduğunu bildiklerinden yüz yüze gelmeye çekinen bu kişileri, Allah'a havale ediyorum. 

Milli Eğitimde yapılan sözleşme metninin bir maddesinde, özel şartlar köşesi vardır. Bu bölüm ayrıca, doldurulmamışsa Sözleşme geçerliliğini korumalıdır. İşveren farklı bir şekilde çalışma öneriyorsa, bunun sözleşmede eki olmadığını hatırlatmalı bu şekilde çalışamayacağını, bildirmelidir. Anlaşamayan kişiler için kanun uzlaştırıcı avukatlar koymuş her iki tarafa destek olmaya çalışmıştır. Mahkeme yoluyla daha fazlasını alanları örnek olarak gören kişiler, birbirlerine şahitlik yaparak gurup halinde ayrılmayı,  hedefleyerek, koparabildiklerini, kar sayarlar.

Milli Eğitim tarafından hazırlanan sözleşmeler, uygundur. Dikkatli okunup doldurulmalıdır, sözleşme her iki tarafı da güvenceye almıştır.

 

Neden sizi tercih etsinler?

“Yalnız beni tercih etsinler!” diye bir şey söz konusu değildir. İşini iyi yapan, mevzuat doğrultusunda hareket eden,  başkaları ile empati kurabilen, aldığının karşılığını verebilen yerine göre diyagramlık yapan, kurumları tercih etsinler. Ben bunları uyguladığıma, inanıyorum.  Sanırım bu kadar uzun yıllar ayakta kalabilmenin neticesi de bundan kaynaklanıyor. Doğrular her zaman takdir edilir.

 

Eğitim Kurumlarında rekabet yapılmasını uygun buluyor musunuz?

Başkalarının kazancını ve hatta hayatı ile ilgili bir eğitim kurumunda, fatura fiyatının altında kursiyer kayıt eden, eğitimlerini eksik veren birçok kurumun var olduğunu duyuyoruz.  Rekabet her iş de olduğu gibi vardır, önlenemez.  Dikkatli olunmazsa, hayatının veya karşısındakinin hayatını tehlikeye sokabilen bir işte rekabet söz konusu olmamalı, bilende bilmeyende eşit eğitim almalı.

 

Son olarak ne söylemek istersiniz?

Yaşadığımız şu zor şartlar altında, yaşantımızı daha da zora sokmaya hiç hakkımız yok. Her konuda kendimizi eğiterek yetiştirebiliriz. “Saygı, öz veri, sabır, konuşma üslubu, öfke kontrolü, duygudaşlık ve diyagramlık hayat akışı içinde uyulması her konuda lazım olan adaplardandır” EĞİTİM ŞART! diyor, her şey için teşekkür ediyorum.

2021 Yılının ülkemize ve tüm Dünya’ya başta sağlık sonra da maddi manevi huzur, başarı ve mutluluk getirmesini diliyorum! Aşk’la, Sevgiyle, Dostça kalın!

Bu haber 444 defa okunmuştur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum