Yapay zekânın ekonomik etkisini KOBİ'ler belirleyecek

Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, 2026–2030 Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı'nın insan kaynağından veriye, hesaplama altyapısından finansmana kadar güçlü bir dönüşüm çerçevesi ortaya koyduğunu belirterek, yapay zekânın Türkiye ekonomisindeki asıl etkisinin teknolojinin KOBİ'lere, üretime ve günlük iş süreçlerine ne ölçüde yayılabildiğiyle ortaya çıkacağını söyledi.

Global Bilişim Derneği (BİDER) Başkanı Şenol Vatansever, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 13 Haziran 2026'da Türkiye Yapay Zekâ Zirvesi'nde kamuoyuyla paylaşılan ve 18 Ağustos'ta Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'nin Resmî Gazete'de yayımlanmasıyla yeni bir uygulama dönemine giren 2026–2030 Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır'ın Türkiye'nin yapay zekâ dönüşümünün "seyircisi değil, öncülerinden" olacağı yönündeki açıklamasını değerlendiren Vatansever, Plan'ın "Fark Et, İstifade Et, Üret ve Yönet" olmak üzere dört temel eksen ve toplam 16 eylem üzerine kurulmasının, yapay zekâyı tek başına bir yazılım konusu olarak değil, Türkiye'nin ekonomik ve teknolojik dönüşümünün bütünü içinde ele aldığını belirtti.

“Asıl sıçrama teknoloji KOBİ’lere ulaştığında gerçekleşecek”

Yapay zekânın ekonomik etkisinin yalnızca büyük teknoloji şirketleri, veri merkezleri veya geliştirilen modeller üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Vatansever, Türkiye'de işletmelerin büyük bölümünü oluşturan KOBİ'lerin dönüşümünün belirleyici olacağını söyledi. Vatansever şöyle konuştu:

“Türkiye açısından asıl sıçrama, yapay zekâ birkaç büyük şirketin kullandığı ileri bir teknoloji olmaktan çıkıp üreticinin, ihracatçının, perakendecinin, lojistik şirketinin ve hizmet işletmesinin günlük iş süreçlerine girdiğinde yaşanacak. Yapay zekânın ekonomik etkisini önemli ölçüde KOBİ'lerin dönüşümü belirleyecek.”

Eylem Planı kapsamında sağlık, enerji ve akıllı üretim başta olmak üzere öncelikli alanlarda KOBİ'lere yapay zekâ kuponlarıyla erişilebilir teknoloji sağlanması ve enerji ile dijital altyapısı hazır Yapay Zekâ Büyüme Bölgeleri kurulması hedefleniyor. Bu bölgelerin KOBİ'lere ve araştırmacılara fikirlerini kısa sürede prototipe dönüştürebilecekleri bir ortam sunması öngörülüyor. Bu araçları özellikle değerli bulduklarını ifade eden Vatansever, şunları kaydetti:

“Yapay zekâ kuponları, yüksek maliyetli teknolojiye erişimin küçük ve orta ölçekli işletmeler açısından kolaylaştırılması bakımından önemli bir yaklaşım. Yapay Zekâ Büyüme Bölgeleri ise fikirle ürün arasındaki mesafeyi kısaltacak. Bir işletmenin yapay zekâdan fayda sağlaması için önce onu deneyebilmesi, hata yapabilmesi ve kendi iş süreçlerine uyarlayabilmesi gerekiyor.”

Teknoloji girişimlerine yönelik finansman mekanizmalarının da bu tabloyu tamamladığını belirten Vatansever, KOSGEB tarafından yürütülen ve Teknogirişim Rozeti sahibi işletmelere yüksek performanslı işlem kaynağı, güvenli veri saklama ve yapay zekâ araçlarına erişim için 5 milyon TL'ye kadar faizsiz kredi imkânı sunan Yapay Zekâ Kredi Programı'nı örnek gösterdi.

Türkiye'nin hesaplama altyapısında son dönemde atılan adımların da bu yaklaşımı desteklediğini ifade eden Vatansever şunları söyledi:

“TÜBİTAK bünyesinde ARF yüksek başarımlı hesaplama altyapısının hizmete alınmasını, girişimlerimizin EuroHPC süper bilgisayarlarına ve MareNostrum 5'in işlem kapasitesine erişiminin sağlanmasını çok değerli buluyoruz. Yapay zekâ yarışında güçlü altyapı kurmak kadar, bu altyapının girişimciye, araştırmacıya ve sanayiciye ulaşabilmesi de belirleyici. Aynı imkânların KOBİ ölçeğinde de kullanılabilir hâle gelmesi Türkiye'nin verimlilik kazancını doğrudan büyütecek.”

5 milyon vatandaş, 10 bin uzman, 100 bin uygulama profesyoneli

Eylem Planı kapsamında 81 ilde iki yıl içinde 5 milyon vatandaşa yapay zekâ okuryazarlığı eğitimi verilmesi, 10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ve 100 bin yapay zekâ uygulama profesyoneli yetiştirilmesi hedefleniyor.

İnsan kaynağı hedeflerinin Türkiye'nin rekabet gücü açısından kritik olduğunu belirten Vatansever, yapay zekâ okuryazarlığının toplumun tamamına yayılması ile ileri teknoloji geliştirecek uzmanların yetiştirilmesinin birbirini tamamlayan iki ayrı ihtiyaç olduğunu söyledi. Vatansever, şu değerlendirmede bulundu:

“Bir tarafta vatandaşlarımızın yapay zekâyı doğru, verimli ve güvenli kullanabilmesini sağlamamız gerekiyor. Diğer tarafta bu teknolojiyi geliştiren, işletmelere uyarlayan ve yeni ürünlere dönüştüren uzmanlara ihtiyacımız var. Burada sayı kadar kazanılan yetkinliğin istihdama, üretime ve verimliliğe dönüşmesi de önem taşıyor.”

Yapay zekânın çalışma hayatına etkisinin yalnızca "hangi meslekler ortadan kalkacak?" sorusuna indirgenmemesi gerektiğini vurgulayan Vatansever, birçok meslekte asıl değişimin görevlerin, becerilerin ve çalışma biçimlerinin yeniden şekillenmesi olacağını ifade etti.

“Verinin sayısı kadar kalitesi de önemli”

Plan kapsamında sağlık, tarım, savunma ve elektronik ticaret başta olmak üzere en az 2 bin kamu veri setinin Ulusal Veri Kütüphanesi üzerinden erişime açılması ve Türkiye'nin veri merkezi kurulu gücünün 2030'a kadar en az 1 gigavata çıkarılması hedefleniyor.

Verinin yapay zekâ sistemlerinin temel girdilerinden biri olduğuna dikkat çeken Vatansever, veri setlerinin sayısı kadar kalitesinin, güncelliğinin ve kullanılabilirliğinin de önemli olduğunu belirtti ve şu ifadeleri kullandı:

“Yapay zekânın yakıtı veri ise düşük kaliteli veri, düşük kaliteli yapay zekâ üretir. Verinin yalnızca yayımlanması değil, araştırmacıların ve yazılımların güvenli ve verimli biçimde kullanabileceği nitelikte olması gerekiyor. Kişisel verilerin korunması ve veri güvenliği de bu sürecin ayrılmaz parçasıdır.”

Veri merkezlerinin çok yüksek enerji ihtiyacı nedeniyle yapay zekâ yatırımlarının enerji politikalarından ayrı düşünülemeyeceğini belirten Vatansever, enerji verimliliği yüksek veri merkezleri, güçlü bağlantı altyapısı ve sürdürülebilir enerji arzının yapay zekâ ekonomisinin fiziksel temelini oluşturacağını söyledi.

Kamu ilk müşteri, sermaye büyümenin kaldıracı olabilir

Eylem Planı kapsamında kamu yatırım programlarından yapay zekâ projelerine en az yüzde 2 pay ayrılması ve kamu sektörünün başarılı yerli yapay zekâ çözümlerinin ilk alıcısı ve güçlü referansı hâline getirilmesi hedefleniyor.

Vatansever, özellikle teknoloji girişimleri açısından ilk büyük müşteriye ulaşmanın büyümenin en zor aşamalarından biri olduğunu belirterek, kamunun başarılı yerli çözümlere referans oluşturmasının şirketlerin ölçeklenmesini ve daha sonra dış pazarlara açılmasını kolaylaştırabileceğini söyledi. Vatansever, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bir girişimin teknolojisinin kamu kurumunda başarıyla kullanılması yalnızca bir satış anlamına gelmez; uluslararası pazarlarda son derece değerli bir referans da oluşturur. Bu yaklaşımı yerli teknoloji şirketlerimizin büyümesi açısından önemli buluyoruz.”

Yapay zekâ odaklı girişim sermayesi fonlarına 150 milyon dolar kamu kaynağı yönlendirilmesini de önemli bir adım olarak değerlendiren Vatansever, teknoloji şirketlerinin küresel ölçekte büyümesinde sermayeye erişimin kritik rol oynadığını vurguladı.

Plan kapsamında veri merkezi, bulut ve yapay zekâ altyapılarında özel sektör öncülüğünde en az 10 milyar dolarlık kaynağın harekete geçirilmesinin hedeflenmesi de Türkiye'nin bölgesel teknoloji merkezi olma iddiası açısından önemli bir ölçeğe işaret ediyor.

İstanbul yapay zekâ yatırımlarının uluslararası vitrini olacak

Planın Türkiye'nin yalnız iç kapasitesini büyütmeyi değil, uluslararası yatırım ve teknoloji iş birliklerindeki konumunu da güçlendirmeyi amaçladığına dikkat çeken Vatansever, İstanbul'a verilen rolün özellikle önemli olduğunu söyledi.

İstanbul'un yapay zekâ alanında Türkiye'nin uluslararası vitrini ve yatırım diplomasisi şehri olarak konumlandırılmasının ve Terminal İstanbul'un girişimcilerle küresel yatırımcıların buluşma noktalarından biri hâline getirilmesinin Türkiye'nin teknoloji ekosisteminin uluslararası görünürlüğünü artırabileceğini belirtti.

Uluslararası yatırımcılara tek noktadan en fazla 30 iş günü içinde yatırım yol haritası sunulması hedefinin yatırım süreçlerinde hız ve açıklık açısından değer taşıdığını ifade eden Vatansever, bu tür net süre hedeflerinin uluslararası teknoloji yatırımları açısından önemli olduğunu söyledi.

Türk dünyası için ortak yapay zekâ modeli stratejik bir adım

Vatansever, Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde aşamalı olarak Oğuz, Kıpçak ve Karluk dillerini kapsayan ortak bir Türk dilleri büyük dil modeli geliştirilmesi hedefini de Plan'ın uluslararası boyutundaki dikkat çekici adımlardan biri olarak değerlendirdi. Vatansever, bu hedefe ilişkin şunları ifade etti:

“Yapay zekâ modelleri yalnızca teknik araçlar değil; aynı zamanda dillerin, kültürlerin ve bilgi birikiminin dijital dünyadaki temsil araçları hâline geliyor. Türk dillerinin yapay zekâ çağında güçlü biçimde temsil edilmesi hem teknolojik hem kültürel açıdan stratejik öneme sahip.”

Bu alandaki ortak çalışmaların Türk dünyası arasında teknoloji ve araştırma iş birliklerini de güçlendirebileceğini belirten BİDER Başkanı, TÜBİTAK tarafından 37 milyar parametreyle geliştirilen BİLGE dil modelinin de Türkiye'nin kendi dili ve ihtiyaçları için yapay zekâ kapasitesi geliştirmesi bakımından önemli bir kazanım olduğunu ifade etti.

“Yapay zekâ yarışını yalnız büyük dil modellerine indirgememeliyiz”

Türkiye'nin küresel yapay zekâ rekabetindeki fırsatının yalnızca genel amaçlı büyük dil modelleri geliştirmekten ibaret olmadığını vurgulayan Vatansever; sanayi, savunma, otomotiv, finans, sağlık, tarım, enerji, lojistik ve afet yönetimi gibi Türkiye'nin önemli bilgi birikimine sahip olduğu alanlarda sektörel yapay zekâ çözümlerinin yüksek potansiyel taşıdığına dikkat çekti. Vatansever, şu değerlendirmeyi paylaştı:

“Türkiye'nin mevcut sanayi ve sektörel birikimini yapay zekâ ile birleştirdiğimizde önemli bir avantaj ortaya çıkabilir. Her alanda dünyanın en büyük genel amaçlı modelini geliştirmek zorunda değiliz. Güçlü olduğumuz sektörlerde dünya çapında çözümler geliştirebiliriz.”

Yapay zekânın robotlar, makineler ve otonom sistemlerle fiziksel dünyada görev yapmasını ifade eden fiziksel yapay zekâ ve robotik alanlarının da sanayi açısından giderek daha önemli hâle geldiğine işaret eden Vatansever, bu alanlarda geliştirilecek çözümlerin fikrî mülkiyet ve ihracat kapasitesine dönüşmesinin belirleyici olacağını kaydetti.

“Güvenilir yapay zekâ inovasyonu güçlendirebilir”

Plan kapsamında kullanıcı haklarını koruyan ve yatırımcılara öngörülebilirlik sağlayan, risk düzeyine göre farklılaşan bir düzenleyici yaklaşım benimsenmesi ile yenilikçi yapay zekâ uygulamalarının kontrollü biçimde denenebilmesi için en az beş öncelikli sektörde düzenleyici deney alanları kurulması hedefleniyor.

Vatansever, güvenlik ile inovasyonun birbirinin karşıtı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, özellikle sağlık, finans, eğitim, istihdam ve kamu hizmetleri gibi insanların hayatını doğrudan etkileyen alanlarda güvenilirliğin teknolojinin yaygınlaşmasının ön koşullarından biri olduğunu söyledi. Vatansever, sözlerine şöyle devam etti:

“Vatandaşın haklarını koruyan ve şirketlere hangi kurallar içinde hareket edeceklerini açık biçimde gösteren bir ortam, inovasyonu engellemek yerine güveni artırabilir. Güvenilir yapay zekâ ile inovasyon birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan unsurlardır.”

Planın uygulama ve koordinasyonunda Ulusal Yapay Zekâ Kurulu'nun yönetişim zemini oluşturacak olmasını da önemli bulduklarını belirten Vatansever, kamu, özel sektör, üniversiteler, araştırma merkezleri ve sivil toplum arasındaki iş birliğinin hedeflerin hayata geçirilmesinde belirleyici olacağını ifade etti.

“Yapay zekâ ekonominin tamamına yayıldığında gerçek değer ortaya çıkacak”

Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı kapsamında harekete geçirilecek kaynakların üreteceği katma değerin 1 trilyon lirayı aşmasının beklendiğini hatırlatan Vatansever, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

“Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı'nın en önemli taraflarından biri yapay zekâyı insan kaynağından veriye, altyapıdan girişimciliğe, kamudan uluslararası iş birliklerine kadar bütüncül biçimde ele almasıdır. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan tarafından ortaya konulan ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın koordinasyonunda yürütülen bu vizyonu Türkiye'nin geleceği açısından son derece önemli buluyoruz.
 
 Türkiye'nin önünde çok önemli bir fırsat var. Bu fırsatın gerçek ekonomik değere dönüşmesi ise yapay zekânın yalnız teknoloji şirketlerinde değil; üretim hattında, ihracatçıda, KOBİ'de, kamuda ve günlük hayatın bütün alanlarında verimlilik ve katma değer üretmesine bağlı. Türkiye'nin nitelikli insan kaynağı, güçlü sanayisi, girişimcilik kapasitesi ve jeostratejik konumu bu dönüşüm için önemli avantajlar sunuyor. Yapay zekâ teknolojilerini ekonominin tamamına yayabildiğimiz ölçüde küresel rekabette çok daha güçlü bir konuma ulaşacağımıza inanıyoruz.”