• 14 KASIM 2018
  • Yenileniyor
    • Adana
    • Adıyaman
    • Afyon
    • Ağrı
    • Amasya
    • Ankara
    • Antalya
    • Artvin
    • Aydın
    • Balıkesir
    • Bilecik
    • Bingöl
    • Bitlis
    • Bolu
    • Burdur
    • Bursa
    • Çanakkale
    • Çankırı
    • Çorum
    • Denizli
    • Diyarbakır
    • Edirne
    • Elazığ
    • Erzincan
    • Erzurum
    • Eskişehir
    • Gaziantep
    • Giresun
    • Gümüşhane
    • Hakkari
    • Hatay
    • Isparta
    • Mersin
    • İstanbul
    • İzmir
    • Kars
    • Kastamonu
    • Kayseri
    • Kırklareli
    • Kırşehir
    • Kocaeli
    • Konya
    • Kütahya
    • Malatya
    • Manisa
    • K.Maraş
    • Mardin
    • Muğla
    • Muş
    • Nevşehir
    • Niğde
    • Ordu
    • Rize
    • Sakarya
    • Samsun
    • Siirt
    • Sinop
    • Sivas
    • Tekirdağ
    • Tokat
    • Trabzon
    • Tunceli
    • Şanlıurfa
    • Uşak
    • Van
    • Yozgat
    • Zonguldak
    • Aksaray
    • Bayburt
    • Karaman
    • Kırıkkale
    • Batman
    • Şırnak
    • Bartın
    • Ardahan
    • Iğdır
    • Yalova
    • Karabük
    • Kilis
    • Osmaniye
    • Düzce
maltepe escort alanya escort kartal escort antalya escort
REKLAM REKLAM

Dijital Dönüşüme Geç mi Kaldık?

3732 defa okundu kategorisinde, 28 May 2018 - 10:19 tarihinde yayınlandı

Dijital Dönüşüme Geç mi Kaldık?

Son yıllarda dijitalleşme, bir çok geleneksel olarak yönetilen şirketin ortadan kalkmasına neden oldu, içinde bulunduğumuz ekonomik sıkıntıların temelinde bu geç kalışların olduğunu düşünmeden edemiyoruz.

Eskiden mahallemiz vardı ve o bölgede iş yapan bir bakkal, bu mahalle benim diyebiliyordu. Manav, başka kimse manav açmaz, ben de zaten veresiye satış yapıyorum, geçinip gidiyoruz diyebiliyordu.

İş yapmak bir yandan daha kolaydı, bir yandan daha zor. Kolay da olsa, zor da olsa kontrolünün sizde olduğu bir bölge vardı ve karışanınız da yoktu.

Dijitalleşme, sadece küçük firmaları değil büyük firmaları da tehdit etmeye devam ediyor  2000 yılından bu yana Fortune 500’daki şirketlerin yüzde 52’sinin sonunun iflas, satın alınma ve yok olma olduğu gerçeği, bu çarpıcı gerçeği daha anlaşılır hale getiriyor.

Çok iyi bir fikriniz olsa bile zamanında bunu hayata geçirmez ve duyuramazsanız hiçbir anlam ifade etmiyor. Bilindik yöntemlerle bir yere varamayacağınızı bilseniz bile bazen de yoğunluğa kendinizi kaptırıp, hareketsiz kalabiliyorsunuz. Tüm bunlar olurken, müşterilerin beklentileri de değişim gösteriyor. Devamlı, kendisine özel ve ulaşılabilecek tüm kanallardan olmasını isteyen, beklentileri her geçen gün artan bir müşteri kitlesiyle karşı karşıyayız. Eskiden, A markası yok B Markası verelim denildiğinde yok demeyen, diyemeyen bir müşteri varken, bugün aynı müşteri, A yoksa almam, gelince haber verin hatta adresime gönderin beklentisi içerisinde. Tüm bunlar da yetmezmiş gibi kartla ödeme ve vade farksız taksitlendirme, kargo ücreti ödememe gibi avantajları da rahatlıkla isteyebilmekte.

Tüm olanları şaşkınlıkla izlerken, sadece müşteriler değil çalışanlarımızın da değiştiğini görmek idrak tıkanıklığına sebep verse de, zaman içerisinde tüm değişime ayak uydurur hale gelmemiz, ticari anlamda huzur ve başarıyı da yanında getirmekte. Tüm bunların sebebinin dijitalleşme olduğunu biliyoruz ama dijitalleşmenin ne olduğunu ve boyutlarını ne kadar biliyoruz?

Dijitalleşme; yeni iş modelleri geliştirmeyi, büyük veri kaynaklarının teknolojiyle yoğurularak benzersiz müşteri deneyimleri oluşturmayı ve şirket kaynaklarını daha etkin kullanmayı gerektiriyor. Dijitalleşme bize sosyal olmayı, mobil olmayı, analitik düşünebilmeyi ve tüm bunları bulut platformunda yapmayı öğretirken bir yandan da bu değişime ayak uydurmaya zorluyor.

Ayak uyduranlar büyürken, yetersizlik, ekip eksikleri, finansman sorunları gibi bir takım sebeplerle, geciken firmalar ise günden güne erimektedir.

Eskiden, bir şehirden diğerine uçakla seyahat etmek konfor sayılırken, bugün oturduğu yerden bilet alıp, evinden hava alanına transfer hizmeti sunulan, uçakta istediği yemeğe ve içeceğe erişim imkanı bulunan, uçaktan indiğinde de yine transfer hizmeti sağlamakla yetinmeyip, kalacağı otele kadar ulaştırıp, gittiği şehirde ziyaret edebileceği yerlerle ilgili bilgi sunulan, dönüşte de aynı hizmetleri alabilen müşteri kendini mutlu sayıyor. Eskiden sadece kralların sahip olabildiği konfora isteyen herkesin sahip olabilmesi ne yazık ki mutluluğu artırmıyor ama dijitalleşme beklentileri karşılamak amacıyla her geçen gün kendini daha da geliştiriyor.

Giyilebilir teknoloji, arduino, giyilebilir teknoloji, radyo frekans çözümler, yüz tanıma, retina ve parmak izi ile güvenlik sorgulama gibi gelişmeler bunun en güzel örneği. Artık eve daha gitmeden havalandırabiliyoruz veya ısıtabiliyoruz, sinema izlerken perdeler kendiliğinden iniyor, adına akıllı dediğimiz cihazlarla evimiz de akıllanıyor. Peki tüm bunları kim yapıyor hiç düşündük mü?

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Hakan TOPUZOĞLU
Yorum Yaz

%d blogcu bunu beğendi: